28 Eylül 2015 Pazartesi

PROFESYONEL REHBERLİK


Profesyonel Rehberlik güçlü idealleri olan eşsiz bir teşkilattır. İş felsefemizi saygın kılan yalnızca  mesleki tecrübelerimiz değil aynı zamanda  birçok köklü kaynaktan beslenen  nitelikli düşüncelerimiz de önemli dayanak noktamızdır.. İlkelerimizi bir yaşama tarzı dönüştürerek tüm meslek yaşantımızda kalitemizi farkedilir kıldık. Meslek prensiplerimizi tam 12 yıldır  sadık kalarak yaptığımız her işimize uygulamaya çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz. Her büyük marka gibi bizlerde ahlaklı davranmayı ve sözümüzü sonuna kadar tutmayı kriter edindik.Başkalarıyla yarışmak gibi bir amacımız hiç olmadı ;çünkü  hep yarışları başlatan biz olduk.Diğer oluşumlardan farklı olarak bizler  kendi realitemizden yola çıkarak önce iç dinamiklerimizi geliştirmeyi hedefledik daha sonra ise sahip olduğumuz kıymetleri sosyal çevremize aktarmaya çalıştık.Bu davranışıyla teşkilatımız gerçek anlamda "Toplumcudur".Sonuç olarak, kaliteli bir standart oluştururken diğer taraftan da başkaların da sahip olmak isteyeceği yüksek bir değer ortaya çıkardık. Kısacası Profesyonel Rehberlik  geçmişten bugüne kalıplar içine sıkışan düşünsel sınırları genişletmeye çalışır ve sürekli yaşam koşullarının iyileştirilmesi için mücadele eder.
Profesyonel Rehberlik, yalnızca bir marka olarak değil bir tür yaşama biçimi olarak da ayrıcalıklı ve elit bir standartı simgelmektedir; 

Aslında markalara karşıdır;
 Fakat kendisi eşsiz bir markadır. Bu yüzden  müzik seçiminden, giyim kuşamına kadar özgün kreasyonlarla kendini tamamlayarak ,bulunduğu ortamlarda fark yaratır.Gereksiz ayrıntı ve polemiklere saplanıp kalmaz, moda olarak kabuledilegelen klişeleri tabu olarak niteler ve kişioğlunu kurtarmak için sosyal giyitlerinden vazgeçilmesini teklif eder. Böylece insanoğlu özbiçimsel varoluşu içindeki çıplaklığından  veyalınlığından utanmamayı öğrencektir.Aksini idda etmek onun için düpedüz sayrılıktır.

Bu yönüyle hem bencil hem de toplumseverdir.Karşıduruş davranışlarıyla sergilediği Dikbaşlı tutumunun altında insancıl bir özadanış gizlidir.Algılayışı sağlıklı, sezgileri ise güçlüdür.Bu kişioğlunun ruhsal evrimine ve tinsel sağaltımıyla geldiği noktaya yapılan bir atıftır.İnsanlar ancak böylesi bir özadanışla türünü yaşatabilecek ve gerçek anlamda birinci sınıf bir hayat sürmeyi başaracaktır; Ancak  bunları yapmanın tek  yolu  kesinlikle mücadele etmektir...Onu soyut bir kavram olarak değil de daha çok bir insan olarak ele aldığımızda huyunu gün geçtikce daha iyi anlarız: Kesinlikle tanımlanmaktan hoşlanmaz, onun yaşam tarzı özgürce olmalıdır.!Basmakalıp insansı dogmaları dinlemez, çünkü tanımlar basit kavrayışlıların ve dar kalıplıların formatıdır, oysa o sürekli bir devinim ve gelişim içinde  yetişmektedir.O yenidengelişi sever bu yüzden içinde gizlediği korkuları yoktur, bilirki başıçekmek sadece cesurlara göredir.Bu yüzden sürünün de öncüsüdür tıpkı toplumun öncüsü olduğu gibi.Ama onun bütün işi yol göstermek değildir.Söylevlerinde iddalıdır ve geri adım atmak nedir bilmez.

Bilirki geriye dönmek artık onun için intihar demektir.

Yalnızca klişe ve basmakalıba değil önyargısal varsayımlarında kritiğinde o vardır , söylemleri çelişkisel totolojileri,önermelerin ana teması haline getirir ve yeni bir mantıksal fonksiyon ikilemi kurarak  bilinmezleri sıradan bir  klişe olmaktan kurtarak onu çoktan seçmeli biçem ve imgelemlere dönüştürür.

Bu yüksek hizmet kalitesi; Teşkilatımızda görev yapanların nerdeyse tamamının bugün hala sektörde ve yollarda olmasını sağlayan sonsuz gayret ve mücadelemizin bir ödülüdür.
Başarılarımızı bir  Doktirin olarak ele alırsanız temelinde bir çok sözü geçer turizimci usta tarafından dizayn edildiğini farkedeceksiniz. 


Bu konseptte ele alındığında örgüt kurgumuzu  herhangi bir logo sınıfına sokmak zordur; Çünkü" Profesyonel Rehberlik özgün ve evrensel  tasarımıyla kendi öyküsünü  anlatır.” “Bunca yıl bizden, Profesyonel Rehberliğin gerçekten kaliteli bir marka olduğunu gösteren etkileyici bir tasarım oluşturmamız isteniyordu. Biz de meslek yaşantımız boyunca,  bize dikte edilen fikirlere ve klişeleşmiş normlara karşıduruşu simgeleyen yeni bir kurgu geliştirdik.Öyle ki insanların birazcık durup da kendilerine alışageldikleri yaşama tarzlarını birkez olsun  sorgulamaları gerektiğine vurgu yapan, felsefi ve idealist yapısıyla sıradışı olarak nitelenebilir . Ancak böylelikle bize dikte edilenlere karşı kendi doğal normlarımızı seçmek ve oluşturmak özgürlüğüne sahip olabileceğimiz düşüncesinden yola çıktık ve bu amaçla eliptik biçimlemelerle hayatın normlarının getirdiği kısır döngü, kıvrımlı kuyruk kullanılarak açıklanmaya çalışılırken, hayatla ilgili aldığımız kararlar ve hayatın akışına gönderme yaptık.

LOGO VE MİTOS:

Logo örgüt karakterini anlatmaya yarayan  birçok Kalıplaşmış klişeye başkaldırır ve zorla dayatılmak istenen otoritelere karşı duruşu simgeler, popülist söylemlere fırsat vermez, ezberlenmiş ve tekrar edegelen döngüleri kınar.Tıpkı Sisyphos gibi gözleri zirvededir ve sırtındaki yükü çekmekten yüksünmez. Bu mitolojik olgudaki  Logomuzdaki olimpik dairelerle; yeni yaşam oluşumlarını simgeleyen tinsel helezonları ön plana çıkartarak konuya atıfta bulunmak istedik.Bu sonsuz çizgiler ironik olarak bitişin başlangıçtaki kişioğlunun ilk halini,kişinin kendisine dönüşümünü ve sonundada benliğini keşfetmesiyle açıklanacaktır.İronikolarak kişioğlu bu serüveninde aslında içsel bir yolculuğa çıkmıştır, vekendisini bulmadan da rahat etmeyecektir.Art imgede yeralan dikey ve düşey çizgilerse korkuları yenmişliğin utkusunu vurgular, yeni çözümlemelerle  insanı fikirsel ülküleriyle tanıştırarakkişiye kendi özüne dönmenin ilhamını vermektedir, insana verilmiş yaşama dinamiklerinin köklerini keşfetmeye çağırır, bu üst insanla insansıların kesin ayırtlarında gizli kalabilen bir derinlik algısı oluşturur.Tam anlamıyla içselbir diyalektiğin şifreleriyle yazılımı oluşturulurken yetenek ve dehanın sıradışı pekini bu teoremi zamanla geliştirmeyi başarabilmiştir.”
İnsanın uyanışını dilegetiren pek çok diyalektik çağrı ve uzamlar dışbükey yaylarla ifade edilmiştir; bu  aynı zamanda kişioğlunun uyanışını da anlatmaya yarar. Zaman-Uzay fikriyle içselleşerek kişioğlunu efendilerine direnmeye davet eder, fakat her mücadele kişioğlunu yıpratır ve yoksunlaştır.Yoksullaşan bireyler böylece yükünü özadanışla kaybederken avcunda kendisinden geriye  sadece özlüğü vardır,bu yönüyle kurgulanmış dikey ve düşey uzamlar profilin devrimci özelliğini vurgulamaktadır.Kişi olarak eril bir karakteri simgelemktedir fakat diğerkamlık sözkonusu olduğunda anaç bir tutum da gözümüzden kaçmaz.Hayata karşı duruşu metin ve vakurdur, düşünceleri net ve kendinden emindir.Her nekadar erkek sezgileri olsa bile kadın ruhunu kavrayabilir.Sonsuzluktan içbükey döngülerle kişioğlunun libidosundan bilinçaltı eksenine kayaran duyusalçakralara akan yaşam enerjisi eskilogo ile reklam tasarımlarımız  yeniden ve farklı web dizaynlarıyla kullanılarak geliştirdiğimiz bu seyahat markasının yepyeni, modern ve güçlü bir kimliğe dönüşmesi, kanaat önderi ve seyahatsever turistin özdeşleşebileceği,yepyeni bir kimlikle tanıştırmak istiyoruz sizi! O yüzden bildiğiniz bütün kişisel gelişim kitaplarını ve yoga tekniklerini unutun.Sadece bize kulak verin...

Size bunu gezerek yapmanın iyi bir yolu olduğunu söyleyeceğiz.Duymak için peşimize takılmanız yeterli.
Logomuzdaki Oval formların keskin, kıvrak ve yumuşak dokusuyla ortaya çıkan canlı renkler, sıcak dinamiklerle birleşiminden farklı düşünme tarzlarını çağrıştırması planlanmıştır.OVO adını, Latincede terimsel olarak yumurta manasına gelirken; “Yeni Yaşam Oluşumları”  düşüncesine atıfta bulunur; Ancak bu oval oluşum genital bir formdan çok kozmik bir derinlik çemberi çizerek aslında tinsel bir koza yapılanışını önplana çıkartır, bu koza örüldükçe kişioğlu da aslında gerçek kimliğine ve varoluşuna  yaklaşacaktır; fakat özdeksel oluşum realitesi mutlaka sufice bir yanışla peerdeyi kapatmalıdır; çünkü başka bir şekilde iz sürüldüğünde ayakizlerinin takip ettiği küller kavranılmaz olacaktır.

Tasarımımızın felsefik dokusunu hazırlarken birçok öğretiden ilham aldık ancak bunlardan bizi ençok etkileyen ON AKIL Teoremiydi.Evrensel bir uzlaşı diyalektiği olan bu felsefi öğretide birçok söylemin özgürce kaynaştığını görürüz;
Kofiçyüsten Paganizme, İsavilikten Museviliğe, Sufilikten ve Bektaşiliğe kadar pek çok inanın alaşımıdır.

Bu ruhsal karışımın kalbinde yine insan vardır; ancak her şeyden önce bu insanın cevaplaması gereken birtakım sorular vardır karşısında! Kuşkusuzki kişioğlu yaşamı boyunca birçok çelişkilerle karşılaşır ve birşekilde  türü içindeki sınıfı ,işi ve yaşama tarzıyla tanıştırılır; ancak toplumun kişioğlu için tasarladığı bu sınıf bazen herkesi memmun etmez.İşte daha çok bu sebepten kişioğlu olmak istediği yerin sık sık hayalini kurar, sonrada birgün cesaretini toplayıp yola çıkmaya kararverir.Kişi ne yaparsa yapsın önce kendinden başlamalıdır.yolda sahte benlerle tanışarak bazen cesaretini kaybederek  onlarla kalmaya ikna olacak, bazende sonuna kadar gitmeye karar verecektir. Kişioğlunun önünde yaşamı boyunca çeşitli fırsatlar olacaktır:

      Ya sıradanlığı seçip  rutine boyun eğecek,  oyunu yanlızca toplumun kurallarına göre oynadıkca mutlu olmayı kabulenecektir ya da yolun diğer tarafını düşünecektir.Ama yolun ötesi karanlıktır, kahinlerve kanunyazıcılar çoktan geridönmesini söylemişlerdir bile. O ise  zirve ve koyaklardan seğirterek devam etme kararı alır, o esnada biliciler ona bu yolculuğun anlamını sorarlar, anlamsızbir mücadele olduğunu ve yenilgiyi kabul edip geri dönmesini  isterler, kişioğlu ya bu çağrıya uyarak geridönecektir  yada devam edip uçuruma kadar
yürümeyi başaracaktır.İşte gerçek ironi uçuruma kadar gelebilen insanın şimdi
ne merak etmesiyle başlayacaktır, çünkü geriye dönmek de enaz aşağı atlamak
kadar intihardır onun lügatında .
Ya kendisini bu kısırdöngüden  çıkarabilecekbir kurtuluş yolu bulacak ya da … 


Kişioğlu hayatın yaşamaya değip değmediğini  anlamak için bu savaşı birşekilde  kazanmak zorundadır, yoksa misyon çökcektir..Çünkü bu sürünün de misyonudur ve gerisinde zinciri kopmuş bir insan enkazı brakacaktır.Bunun adı kısaca İnsanlığın Düşüşüdür…” Hikayemiz Devam edecek..(Yazımız profesyonel turist Rehberi Cengiz ÖZTÜRK tarafından hazırlanmıştır.bkz.http://www.profesyonelrehberlik.com/?Syf=26&Syz=409476&/Turist-Rehberi-Cengiz-%C3%96zt%C3%BCrk)

Hakkımızda




Değerli Seyahatseverler;


   Tam 12 yıldır sizlerle birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.Güzel duyguları birlikte paylaşmanın verdiği memmuniyet tarif edilemez.Sizden aldığımız güç ve yeni ilhamlarla yeni yolculuklara çıkıyor bambaşka dünyalara, yepyeni ufuklara yelken açıyoruz diyoruz.İlk başladığımızda "Doğayı Daha İyi Tanımak İçin Önce Kendinden Başla" demiştik, bu sloganı uzun bulanlar için cümlemizde küçük bir kısaltma yaparak sonunda  iki kelimeye indirdik ve sloganımızın son hali şöyle oldu: "Kendinden Başla!"

    Bu yıl yeni bir yaklaşım ve bambaşka bir tarz ile karşınıza çıkmak istiyoruz. Aklımızda seyahat kavramına birçok yenilikler katmak var.Eko Turlardan, Kent Gezilerine kadar bir çok alanda eskiyen ve klişeleşmiş bir çok kavramı gözden geçirerek önce farklı bir bakış açısından seyahat kavramına yaklaşmayı denedik ve sizleri daha iyi anlamak için  kendi önce kendimizden başladık.Ama Serüven ve Keşif aslında   insanlığa mal olmuş ortak bir mirastır.Ama yine de bu mirasa ulaşmanın en doğru yolu önce hayel kurmaktan başlar Ve kurulan her hayel aslında yeni bir başlangıç demektir. Bambaşka bir tadı vardır her yeni  başlangıcın,  keşfin ve  serüvenin,  …Hele birde o lezzet Anadolu’nun mor nakışlı dağlarında, kızıl kınalı  tepelerinde harmanlanırsa, bir de  asırların  deli delişmen türküleriyle söylenirse tadına doyum olmaz o zaman. İşte öyle güzel bir  hikayeye övgüdür bu yolculuk !Bazen tansökümünde kulağınıza sessizce fısıldar: 

"Hadi Gitmiyor muyuz diye.." Aslında bildiğiniz bir şeyi hiç  bilmediğiniz yönleriyle tanımanın zevkini çıkarabilirsek biraz daha benzersizleşebiliriz diye düşünüyorum.Çünkü  sizler yeni yerler tanımanın tatlı tatlı hayalini  kurarken, o sessizce yanınıza gelir ve şöyle fısıldayıverir. 

"Var mısın Gerçeğini Yaşamaya?.." diye parıltılı gözlerle sizi çağırır. 

Meraklanmayın bir gün Keşif sizi de başında defne dallarından örülü güzel tacıyla her  karşılayacaktır!

   Seyahat etmenin insan ruhuna armağan ettiği niğmetler  saymakla bitmez! 

Nasıl mı ? Dinleyin öyleyse kendinizi; Çünkü hepsinden önemlisi size kendinizi tanıma fırsatı verir, şöyle anlatayım:

   Seyahatın bize öğrettiği en önemli şeylerden birisi farkındalık duyusunugeliştirmektir. Doğaya yapılan gezilerle daha önce hiç farkına bile varmadığınız içsezgilerinizi kavramaya başlayacaksınız.Kendinizi zamanla daha iyi hissederek iç derinliğinizi kavramaya başlayacaksınız.İç dünyanızdaki kımıltıları kastediyorum tabiî ki! Hani o donan ve bir türlü

çözülemeyen  mat duygularımız.Hani içimizde kasılıp kalan ve bir türlü gelişemeyen iç sezgileri kastediyorum.Seyahat etmek fikri; bu iç farkındalığın oluşmasında yolculuğunuz boyunca kuşkusuz yanınızda iyi bir arkadaş olacaktır.Bir de hazır farkındalık konusu açılmışken yenisezgilerinizle tanışmanızda hep olası! Mesela oksijenin bol olduğu ortamlardaki davranışlarınızla , kapalı mekan algısı tabiî ki son derece farklı olacaktır.


   Bilinçaltını en çabuk uyandıran  üç uyarıcıdan birisidir gezmek! Bu yüzden daha önce duymsanmamış duyusal ve fikirsel tümcelere genel olarak yeni algı ismini veriyoruz.Yeni algı ise,  yeni algı boyutlarıyla tanışmanızı sağlayacaktır her gördüğünüz yeni bir algı zihninizde bir kapı açacaktır.Yeniliğin insan ruhunda böylesi bir devinimi başlattığı kuşkusuz gözardı edilemez.Seyahat etmeğe ,kısaca kendimize armağan ettiğimiz birtür gönülhoşluğu desek yanlış mı olur acaba?

   Ama bu öyle bildiğiniz lezzetler gibi tadına hemen varılmıyor ki , biraz daha zaman istiyor biraz daha sabır ve emek.. Mesela Bir Piskodrama gibi bakarsanız Anadoluya önce hikayesini dinmeniz gerekiyor;Taa en başından başlıyacaksınız ki dinletiniz geçekten birşeye benzesin ; başlangıcı mitosların ağdalı figürlendinde doğaçlanmış tansık bir sanrıdır anlatılarınız, evet eğlendirici fakat henüz tam bir gerçek değil.Çünkü gerçeği inandırıcı yapan hep gözyaşı ve travmalar olmuştur.Bu yüzden derin acılar toplumsal değelerle tanışarak onaylanırken aynı zamanda yücelerek zamanla trajediye dönüşür.Bu yüzden  trajedilerin olmadığı hiçbir tiyatroyu antik kentlerde tapınaklar olmadan göremezsiniz.Yas tutan çileli ruhların gönülleri kutsanarak azat olsun diye.Bu acılar yaşlı gözlerin mahzenidir, yıllandıkca başyapıtlaşan benzersiz fikirler üretmenizi sağlayan bir doğumhanedir, ve buraya kısır bir rahimle yaklaşan sonunda kendini insan hurdalığında bulabilir. Bu yüzden hafızamız sıradanları çabuk unuturken aşık olduklarımıza sıkı sıkıya sarılır.Ama bu kadar karamsar olmayalım lütfen; her düşünce ve duygu yumağı eninde sonunda kah yediverenolur boynunuza sarılır, kah mor salkımlı karayemişlere çalar göğermiş renkleri,burada attığınız her küçük tohum eninde sonunda kocaman meyveli bir ağaca dönüşür.Ağaca çıkan meyvasından tadarken balkondan seyredenler sadece resmini çizmekle yetinirler.İşte buna kızarım gezmek yazılmaz, dahası anlatılamazdır da! Onu sadece gezmek zorundasınızdır başka türlü kırıştırmaz. güneşte pişen her meyvenin  nahoş  aromalarında kendi  rotasını çizer patak paytak.Bazen bir çınar altında bazen de bir dere yatağında! Yalınayakla yürümektir keşfetmek! toprağın anaç ruhuyla  tanışır ve  arınırsınız kentin puslu kirinden.Ve arındıkca  saflaşır,  özünüze yaklaşırsınız işte o anlarda yeniden doğuşunuz gerçekleşecektir. Aslında yaptığımız şey bir çağrıdır.

   İşte o zaman bir gezgin olduğunuzu  unutur ,  Usulca doğanın gizil çağrısına kulak vererek  kendinizi bu sevince brakıverirsiniz.Gelin bu bilinmedik  güzelikleri hep beraber keşfedelim. Ve okumayı  bitirdikten sonra  ilk işiniz güzel yurdumuzu adım adım tanımak olsun! Unutmayın Dünyayı güzellik kurtaracaktır ve güzelikler kıymeti bilindikçe anlam kazanacaktır. 

Yeni  keşiflerde  buluşmak dileğiyle! Sağlıcakla Kalın

                           "Sadece Yol Göstermez! Since 2003.."