22 Mart 2016 Salı

KIŞ YOLCULUĞU TAVSİYELERİ

KIŞ YOLCULUĞU

 

Kışın yapılan plan her zaman tutmayabilir. Çünkü koşulları diğer mevsimlerden farklıdır ve sürprizlere gebedir. Kış koşullarını hesaplayarak plan yapın.



• Araçla seyahat edecekseniz aracınızın kış bakımını yaptırmayı ihmal etmeyin. Kış lastikleri araçta güvenliği maksimum artırdığı için şart.

• Yürürken fazla giyinmeyin. Eğer tüm giysilerinizi yürürken giyerseniz çabuk terler ve molalarda çok üşürsünüz. Çantanızda mutlaka molalarda giyeceğiniz bir anorak olmasına fayda var. Yürüyüşlerde hafif giyinin, molalarda anorağınızı giyin.

• Kış yürüyüşlerinde kimseyi beklemesi için bir yerde bırakmayın. Ya da tek başına geri göndermeyin. Kışın dinlenmek için oturmak bile ciddi donma riskleri içerir. Yorgun birini tek başına geri gönderdiğinizde dinlenmek için oturabilir. Bu da donmasına yol açar.  Eğer ekipten bir kişinin durumu çok kötüyse hep birlikte geri dönün.

• Kışın doğada kesinlikle soğuk su içmeyin. İçeceğiniz suyun vücut sıcaklığına yakın bir ısıda olmasına özen gösterin. Çok sıcak ya da çok soğuk suyu vücudun kendi ısısına getirmek için fazladan enerji harcayacağını unutmayın. Sıcak sıvı en iyi çözümdür. Çantanızda bir termos matara bulundurun ve içi de sıcak su dolu olsun. Bu sıcak suyla molalarda kahve de içebilirsiniz, çorba da.  Tavsiye ederim
.
• Bol karda yürürken ayağınızı sürümeyin. Eğer böyle yaparsanız kar sürekli bir engel yaratacak ve çabuk yorulacaksınız. Bu yüzden ayağınızı yukarıdan aşağıya indirerek karın engellemesini minimuma düşürebilirsiniz.

• Karda yürürken ani hareketler yapmaktan kaçının. Karın altında bulunan buz tabakası,  kayarak düşmenize ve yaralanmanıza sebep olabilir.

• Bol karda uzun yürüyüş yapacaksanız mutlaka hedik kullanın. Böylece kara gömülmezsiniz.

• Rehbersiz kesinlikle gitmeyin. Yanınızda mutlaka yöreyi bilen biri olsun.

• Yürüyüş batonu kullanırsanız daha ez enerji yitirir ve dengenizi kolay kolay kaybetmezsiniz.

• Mutlaka gözlük takın. UV özellikli polarize bir gözlük daha iyi olur. Karda yürürken belli bir zaman sonra karın gözlerinizi rahatsız ettiğini görürsünüz. Bu rahatsızlık ilerlerse kar körü bile olabilirsiniz. Bunu önlemek için gözlük şart.

• Su geçirmeyen bir ayakkabı kışın doğada konforunuzu artıracaktır. Ayrıca kentlerde kışın giydiğimiz botların bu tür yürüyüşlerde size sıkıntı yaratacağını unutmayın.  Kış koşullarına uygun bir yürüyüş ayakkabınızın olması gerek.

• Yiyecekleriniz enerji veren türden olsun. Yanınıza fındık, incir, cevizli sucuk, kayısı gibi kuruyemişler ve meyve alın. Bir küçük sandviç de yemek molası için yeter. Çok fazla yiyecek yük olacaktır ama çok az yiyecek de almamak gerekir. Her zaman gereksinimin biraz üzerinde yiyecek bulundurmanızda fayda var.

• İyi bir sırt çantası şart. Elde poşetle hem yazın hem de kışın yürünmez.

• Doğada her koşulda çantanın bir köşesinde bir eldiven olması gerekiyor.


• Kış yürüyüşlerinde ayakkabınıza kar girmemesi için bir tozluk kullanmanız konforunuzu artıracaktır. Aksi takdirde sürekli olarak ayakkabınıza dolan karları çıkarmak için uğraşacaksınız. Ayrıca ayaklarınızın ıslanması hiç de iyi olmaz.

• Her koşulda çantanızda olması gereken malzemelerden biri de fener. Gündüz döneceğinizi hesaplasanız bile yanınızda bir fener bulundurun.

• Başınızı ve kulaklarınızı bere takarak soğuktan koruyun.

• Çantanızda mutlaka çok amaçlı bir çakı bulundurun.

• Mutlaka yanınızda yedek giysi götürün. Yürüyüş sonrasında üzerinizi değiştirmek konfor sağlar. Fazla malzemelerinizi araçta bırakıp öyle yürüyün.

• Çöplerinizi yanınızda taşıyın. Doğayı kirletmeyin.

• Yürüyüş sırasında sigara içmeyin, unutmayın ki doğaya oksijen almaya gidiyorsunuz, sigaralarınızla başkalarını rahatsız etmeye hakkınız yok.

• Yürüyüşe gitmeden birkaç gün önce rehberinizi arayarak bilgi alırsanız gereksiz yük taşımak zorunda kalmazsınız.

• Unutmayın ki karda yürümek zordur. Güzel bir gün geçirmek istiyorsanız mutlaka antrenman yapın.

• Eğer çadır kuracaksanız kamp yerinizin çığ parkurlarından uzak olmasına özen gösterin.

• Ocağınızı çadırda değil, çadırın dışında bir yerde yakın. En küçük bir dikkatsizlik bir dakika içinde çadırsız kalmanıza neden olabilir.

• İster yürüyüş yapmak, ister manzara izlemek için olsun kışın doğaya giderken birilerine programınız hakkında bilgi verin.

• Kaybolduğunuzu hissettiğiniz an o noktada durun ve bekleyin. Panik yapık sağa sola koşmayın. Üşümemek için hareket edin ama yerinizi terk etmeyin. Yoksa sizi arayanlarla saklambaç oynarsınız.

• Gerek araçla olsun gerekse doğa yürüyüşünüzde olsun bol kar yağışından sonra havaların aniden ısınması çığ riskini aklınıza getirsin. Daha dikkatli olun.

20 Mart 2016 Pazar

YAZMA KURALLARIMIZ




                              TELİF HAKLARI VE  KOPYALAMA KURALLARIMIZ



- Yayın Çeşitlerine Göre Kopyalama

 

Web Siteleri İçin Kopyalama


Süre Limiti Kuralına Göre Kopyalama

 

Süre Limiti Kuralına Göre Kopyalama

 

- Telif Haklarına Göre Kopyalama

 

 

He türlü kopyalamada yazının en üstünde veya en altında yazının yazarının adı, yazının bağlantı adresi (tıklanabilecek hyperlink formatında) yer almak zorundadır.Bu kurala dikkate gerek aşağıda ibraz  edilen kurallara uyulması yasal zorunluluktur.Alıntılar için kopyalama kuralları: Profesyonel Rehberlikten yapılacak alıntılarda,Bir yazının en fazla 10 cümlesini ve hemen akabinde yazıya ait bağlantıyı (linki) ve yazar ismini kullanarak kopyalama yapılabilir.Bu şekildeki alıntılarda bir sayı ve zaman sınırlandırılması yoktur.Internet yayınları için kopyalama ve limit kuralları:Web siteleri,ilgili sayfa bağlantısını ve yazar adını kaynak göstererek ayda en fazla1 alıntı yapabilirler.Yazıya ait link ve yazarın adı kopyalanan içeriğin başında veya sonuna belirtilmelidir.Alıntı yapmak isteyenler,iletişim sayfasını kullanarak bilgi vermelidirler.

Web siteleri için kopyalama  kuralları:


Ticari nitelikte olan yayınlar,basılı yayınlar, kaynak gösterseler dahi alıntı yapamazlar.Alıntı yapma isteyen kurumlar, Profesyonel Rehberlik iletişim sayfasından bize ulaşabilirler
Süre limiti kuralı:

Profesyonel Rehberlik Portalinde yer alan haber, yazı ve görseller, site özgünlüğünün Korunması açısından, belirtilen telif haklarına uymak suretiyle ancak bir sonraki Ay başka mecralarda kullanılabilir.
Profesyonel Rehberlik Yasal Hakları:


Profesyonel Rehberlikte bulunan kod ve yazılımda dâhil olmak üzere hiç bir malzeme kopyalanamaz, değiştirilemez,Çoğaltılamaz ve izinsiz yeniden yayımlanamaz.Kuralı  ihlali yapan birey/kurumlar hakkında Profesyonel Rehberlik (ve isteğe göre yazarlar ayrı olarak) yasal işlem başlatabilir. Profesyonel Rehberlik, kurumsal bir e-­posta ile doğrudan verdiği/vermediği telif kopyalama izinlerini yeni bir e­‐posta ile sınırsız olarak değiştirme hakkına sahiptir. Sitenin tüm hakları saklı olup telif hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve uluslar arası telif Hakları ve ticari marka kanunları tarafından korunmaktadır.İşbu belge ve Profesyonel Rehberlikteki Bütün içeriklerin bir kopyası, noter onayları ile birlikte Cumhuriyet Savcılığı’na ve T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı ISSN Türkiye Merkezi’ne ibraz edilmiştir/edilmektedir/edilecektir.Kural ihlalinde Profesyonel Rehberlik kurumsal olarak ve ayrıca eserlerin yazarları bireysel olarak dava açma hakkını kullanırlar.
YAYIN İLKELERİ/YAZIM KURALLARI


Yayımlanabilecek yazılar, hukukiletişim,işletme ve ekonomi alanlarına odaklanan, makale, karar incelemesi vekitap incelemesi ile çevirilerdir. Yazıların dili, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Türkçe dillerinde olabilir.

1. Yayımlanmak üzere gönderilen yazılar, başka bir yerde yayımlanmamış ya da yayımlanmak üzere gönderilmemiş olmalıdır.

2. Yazılar Microsoft Word (Microsoft office 98 ve üzeri versiyonlar) formatında (.doc veya .docx dosya uzantılı olarak) ve aşağıdaki şekil şartlarına uygun olarak kaleme alınmış olmalıdır:
Kağıt boyutu: A4
Üst: 2,5 cm; Alt: 2,5 cm; Sol: 2 cm; Sağ: 2 cm
Metin: Times New Roman, 12 punto, 1,5 satır aralığı,iki yana yaslı
Dipnotlar: Sayfa altında, Times New Roman, 10 punto, 1 satır aralığı, iki yana yaslı

3.Her yazı, kaydedildiği bir CD ile veya elektronik posta yolu ile Microsoft Word formatında, Yayın Editörüne teslim edilmelidir/gönderilmelidir. Yazının basılı olarak da teslimi gerekmemektedir.

4. Yazıyla birlikte yazarın (veya yazarların) adına,unvanına, çalıştığı kuruma, açık adresine, kolay ulaşım sağlanabilecek telefon numaralarına, elektronik posta adreslerine vb hususlara ilişkin bilgileri içeren ve www.profesyonelrehberlik.com adresinden erişilebilecek matbu başvuru formu da editöre ulaştırılmalıdır.

5. Sayfa'ya gönderilen makaleler, Türkçe ve İngilizce başlık ile hem İngilizce hem de Türkçeözet kısmı içermelidir.

5. Sayfa'ya gönderilen makalelerde, ilgili makaledeki konuyu tanımlayan Türkçe ve İngilizce uygun anahtar kelimeler bulunmalıdır.

6. Sayfa'ya gönderilen makalelerde kullanılan kaynaklar, makale sonunda kaynakça olarak alfabetik sırada verilmiş olmalı ve kullanılan kaynaklar dipnotta veya metin içerisinde kısa olarak yer almalıdır. Metin içindeki atıflar APA 6.0 formatında olmalıdır ve parantez içinde virgül ile ayrılmış olarak yazar soyadı ve yayın yılını içermelidir.

Örnek:


…önemine vurgu yapılmıştır (Nussbaumer vd., 2004;Zhang and Swanson, 2010).
…firmalarda yenilik yaratma ve uygulaması araştırmacılar tarafından analiz edilse de (Rogers, 1995; Skyrme, 1999)…
… ayırt edilmesinin kolay olmaması düşünülmektedir
(Mumford vd., 2003).
Referans listesi her bir çalışmanın ilk yazarın soyadının alfabetik sıralamasına göre düzenlenmelidir.
Örnekler:

Makaleler:

Kogut, B. & Zander, U. (1992). Knowledge of the firm, combinative capabilities, and the replication of technology. Organization Science, 3(3): 383-397.
Rumelt, R. P. (1982). Diversification strategy and profitability. Strategic Management Journal,3: 359-369.
Kitap:

Argyris, C. & Schön, D. A. (1978). Organizational learning: A theory of action perspective.Massachusetts, USA: Addison-Wesley Publishing Company.
Hill, W. L. C (2011).International Business: Competing in the Global Marketplace (8. Baskı), NY: McGrew-Hill
Kitap Bölümü:

Üsdiken, B. (2010). Çevresel Baskı ve Talepler Karşısında Örgütler: kaynak bağımlılığı yaklaşımı.Selami Sargut ve Şükrü Özen (Ed.), Örgüt Kuramları,
(2. Baskı, s: 36-77). Ankara: İmge Yayınevi.

7. Dergi’ye gönderilen makalelerin yazım bakımından son denetimlerinin yapılmış olduğu vebasılmaya hazır olarak verildiği kabul edilir.

8. Editörler Kurulunca ön/şekli incelemesi yapılan eserler, değerlendirilmek üzere Yayım Kurulu’na sunulur. Yayın Kurulunca incelenen eserler, anonim olarak en az bir hakeme gönderilir ve hakemden yahut hakemlerden gelen rapor doğrultusunda haklarında,makalenin yayımlanmasına;

hakemden gelen rapor çerçevesinde düzeltme istenmesine ya da yayımlanmamasına kararı verilir.

Yazar, verilen karardan, en kısa zamanda ve e-posta yolu ile (gerektiğinde ekinde çalışması da olmak üzere) haberdar edilir. Tamamlanmış veya düzeltilmiş yazı, Yayım Kurulu’nca tekrar hakeme gönderilebilir.



GEZİ YAZISI TEKNİKLERİ

 


Eskiden gezi yazılarına seyahatname, seyahat yazıları denirdi. Gezip gören insana da seyyah denirdi. Bugün gezen gören kimseye gezgin, onların gezip gördükleri yerleri anlattıkları yazılara da gezi yazıları denmektedir.Gezi yazılarında verilen bilgiler doğru ve gerçek olmalıdır.

Bu bakımdan gezi yazıları tarih, coğrafya, edebiyat, toplum bilimi vb.

bakımından yararlı kaynaklardır. En eski ve uzun bir geçmişi olan yazı türünün önemli vetanınmış iki ismi Venedikli Gezgin Marco Polo ile Arap gezgin İbni Batuta' dır.Bizim edebiyatımızda ilk gezi kitabı ünlü denizcilerimizden Seydi Ali Reis' in Miratül-Memalik (Ülkelerin Aynası) adlı eseridir.

Edebiyatımızın gezi türünde en önemli eseri ünlü gezginimiz Evliyâ Çelebi 'nin Seyahatnâme ( Tarih-i seyyah) adını taşıyan on ciltlik eseridir. Bu eser dünyada, bu türde yazılmış bütün eserlerle boy ölçüşebilecek mükemmelliğe sahiptir.

Gezi yazılarının yazılışlarına göre çeşitleri bu türün mektup, anı ve röportajla benzerliklerini de ortaya koyar. Gezi yazıları ister mektup, ister anı şeklinde yazılsın isterse gezilen yerlerdeki insanlarla röportaj yapılsın mutlaka, bütün gezi yazılarında edebi bir özellik, ilginç bir yaklaşım, farklı bir gözlem gücü bulunmalıdır. Gezi yazılarında her zaman, her yerlerde görülen şeylerden değil de farklı, özgün şeylerden bahsetmeli, karşılaştırmalardan faydalanmalı, örnekler vermelidir.

Gezi yazıları belli bir plan dâhilinde yazılır. Genellikle yazıya gezinin başlandığı günden başlanır ve dönüş gününe kadarki zamanı içine alan olaylar anlatılır.
 Ancak tersi bir sıralama yapmakta mümkündür veya gezide görülen en önemli özellikler belirlenip önemsizden önemliye doğru bir sıralamaya gidilir. Gezi yazısında görülenler genellikle birinci kişinin ağzından yani gezenin ağzından anlatılır. Gezi yazılarının dili sade ve yalın olmalıdır.


Gezi Yazısı" Türünün Özellikleri
Bir yazarın yurt içinde ve yurt dışında gezip gördüğüyerlerin ilgi çekici özelliklerini anlattığı yazı türüdür. Gezi yazıları gezipgörmenin, iyi bir gözlemin ürünüdürler. Gezi yazılarının tarihi çok eskidir.İnsanlar hep uzak ülkeleri, uzak ülkelerin doğasını, insanlarını, bu insanlarınyaşayış biçimlerini ve yarattıkları kültür eserlerini merak etmişlerdir. Bir nedenle başka ülkelere giden kişilerle karşılaştığımızda, onları soru yağmuruna tutmamız bundandır. Günümüzde televizyon görüntüleri dünyanın birçok kültürünü yanıbaşımıza getirdiği halde, hâlâ gezi anılarını dinlemenin ya da okumanın tadı başkadır.
Gezi yazılarının çok yönlü anlatım olanakları vardır.Uzunluğu çoğu zaman kitap olacak kadardır. Gazetenin iç sayfalarından birinde dizi halinde günlerce yayınlandığı da olur. Okuyucunun sıkılmadan, merakla okuduğu bir yazı türüdür.

Gezi yazısı yazarken ilgiyi uyanık tutmak, okuyucuda okuduğu yerleri görme isteği uyandırmak çok önemlidir. Gezi yazarlığı ayrı bir ustalığı  gerektirir. Yazar gezdiği yerlerin ilginç özelliklerini hemen fark edecek kıvrak bir zekâya ve kültür birikimine sahip olmalıdır
.

Gezi yazısı ile röportaj arasındaki ayrılıklar nelerdir?

 Gezi yazılarıyla röportaj birbirine karıştırılmamalıdır. Gezi yazısında ilgi çekici yerler anlatılır.Röportajda olduğu gibi, sorunları deşmek, arkasındaki sorunları duyurmak,kamuoyu oluşturmak amacı güdülmez. Gezi yazıları bir bakıma anıya ve günlüğe de benzer, fakat onlardan ayrı bir yazı türüdür.

Gezi yazısının belirleyici özellikleri nelerdir?

— Gezi yazılarında çoğu kez kronolojik zamanlı plânı uygulanır. Gezi için yapılan hazırlıklar; yolculuk, yolculuk sırasında görülen ilgi çekici olaylar; varış, varıştaki ilk izlenimler.


— Gezi yazılarında da kendinden önceki söylenmişlerden,

yazılmışlardan ayrı olmak önemlidir. Aynı yerler daha önce de başkaları tarafından görülmüş, yazılmış olabilir. İkinci gidişte görülenlerle, ilk gidişte görülenler arasındaki farklara bile değinmek gerekir. Bu da gezi

yazılarının zamanla tarihsel belge olduğunu ortaya koymaktadır.
— Yazar anlattıklarının doğruluğunu; konuşma ile, bilgi toplama ve fotoğraflarla desteklemeli, anlattıklarını bir mantık çerçevesine oturtabilmelidir. Her anlattığı, önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir.

— Gezi yazılarında yazar; açıklayıcı anlatım, öyküleyici anlatım, betimleyici anlatım ve tartışmalı anlatım gibi bütün anlatım

yollarından yararlanır. Ayrıca okuyucuya değişikliği gösterebilmek için örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme gibi nesnel verilerden de yararlanabilir.



— Resim kullanılmalıdır. Eskiden gezi notlarının kaleme alındığı eserlere"Seyahatname" deniyordu. Modern zamanlarda ise Türkçe bir sözcük olan"Gezi" terimi tercih edildi.Gezi yazısı, bir kişinin ya da grubun yurdun değişik bölgelerine ya da başka ülkelere değişik amaçlarla yaptıkları gezilerde gözleyip izlediklerini, tespitlerini, ele geçirdikleri bilgi ve bulguları, oralarla ilgili duygu ve düşüncelerini anlattıkları yayınlara denir.

Gezi yazarı gezip gördüğü yerlerin hem kendisi hem de okuyucular için tarihî ve coğrafî açıdan ilgi çeken yönlerini, özelliklerini, kültürel, jeolojik güzelliklerini, halkının gelenek, görenek, töre veâdetlerini akıcı, ilgi çekici ve etkili bir üslûpla kaleme döker.

Gezi yazıları genellikle mensur ise de manzum olanlar da vardır. Gezi yazarları, gözlem ve izlenimlerini daha çok tasvîrî bir üslûpla kaleme alırlar. Bazı yazarlar, olay ve olguları olduğu gibi aktarırken,bazıları günlük, mektup , röportaj gibi türlere ait tekniklerle yazma yöntemini

tercih ederler.

Dünya edebiyatının en önemli seyahatnameleri arasında 13. yüzyılda yayımlanmış Marko Polo'nun Uzak Doğu izlenimlerini içeren Seyahatnamesi ve 14. yüzyılda yaşamış Arap gezgin İbni Batuta'nın İslâm dünyası gezilerini konu edinen Seyahatnamesi yer alır


Türk edebiyatının ilk seyahatname eserleri arasında Farsçayazılan Hoca Gıyaseddin Nakkaş'ın Acâibü'l Letâif adlı eseriyle Ali Ekber Hatâî'nin 1515'te yazdığı Hıtâînâme adlı eseri sayılabilir.


Seydî Ali Reis (ö.1562) Mir'atü'l Memâlik (1557) adlı seyahatnamesinde Belücistan, Hindistan, Afganistan, Buhara, Maveraünnehir'le ilgili gözlemlerini ve yaşadığı olayları anlatmıştır. III. Sultan Murat (15751575) döneminde Tokatlı İbrahim oğlu Ahmet, Acâibnamei Hindistan adlı eserinde Kabil, Hindistan, Basra, Yemen, Hicaz izlenimlerini aktarır.
Trabzonlu Mehmet Aşık'ın (1555?) Menâzıru'l Avâlim adındaki

eseri de gezi edebiyatının önemli eserlerindendir.Türk edebiyatının en önemli seyahatname eserlerinden biri Evliya Çelebi'nin 10 ciltlik seyahatnamesidir. Evliya Çelebi , 40 yıllık gezilerinden elde ettiği coğrafî,
etnografik, tarihî, kültürel pek çok bilgiyi akıcı ve mübalâğalı bir üslûpla
kaleme almıştır.Türk edebiyatında "seyahatname" adıyla birçok eser yazıldığı gibi, adı "seyahatname" olmadığı hâlde bu türe özgü özellikler gösteren başka eserler de vardır. Pirî Reis'in Bahriye adlı eseri buna bir örnektir.
İlk seyahatnameler, genellikle başka ülkelerde elçi olarak gönderilen devlet memurlarının gittikleri ülkenin yaşama biçimi, kültürel özellikleri, sosyal ilişkileri, giyim kuşamlarısokakları, şehircilikleri,bürokrasileri ve başka özellikleri hakkında Türk okuyucusu için aktardıkları ilgi çekici bilgilerden oluşmaktadır. Kimi yazarlar, gittikleri ülkelerden gönderdikleri mektuplarda bulundukları ülke ile ilgili bazı bilgiler de vermişlerdir.

Sultanların sefersırasında konaklar arası mesafeleri gösteren menâzil kitapları, her gün yapılanişleri anlatan rûznâmeler de gezi türüne ilişkin bilgiler içermektedirler.Haydar Çelebi Rûznâmesi buna örnek olarak gösterilebilir.
 Keçecizade İzzetMolla sürgüne gönderildiği Keşan ve İstanbul'a dönüş izlenimlerini MihnetKeşan adlı eserinde anlatır. Ömer Lütfi, ÜmitBurnu Seyahatnamesi'nde dört yıl din bilgisi hocası olarak kaldığı Ümit Burnu ve havalisini değişik yönleriyle tanıtır.Türk edebiyatında modern zamanlarda da yurt içine, İslâm dünyasına, Batıya ve başka ülkelere yapılmış pek çok gezinin notları yayımlanmıştır.

Gezi Türünün Gelişimi

Gezi türünün uzun bir geçmişi vardır. Bu günkü tanımına ve niteliğine tam uymasa da çok eski çağlarda gezi türünden sayılabilecek örneklerin bulunduğu bilinmektedir. Eski Yunanistan'dan başlayarak günümüze kadar çeşitli ülkelerden birçok gezgin, elçi, şair ve yazar gezip gördükleri
yerleri anlatan eserler meydana getirmişlerdir.
Başka ülkelere yapılan yolculuklarla ilgili ilk gezi yazılarına örnek olmak üzere M.S. 448'de Hun hükümdarı Atilla'ya gönderilen elçilik heyetinde görevli tarihçi Priskosun eseri ile M.S. 568 de Kilikyalı Zemarkhos'un Göktürkler ülkesinde Bizans İmparatorluğu elçisi iken tuttuğu notları gösterebiliriz.
İranlı şair ve din adamı Nasır Hüsrev 'in hac maksadıyla yaptığı Mekke gezisini ve bu arada Mısır ve Anadolu'nun doğusunda gördüklerini anlatan 'sefername' adlı eserini de ilk gezi kitapları arasında sayabiliriz.Gezi türünün ilk önemli eselerini verenlerin başında şüphesiz Venedikli ünlü gezgin Marco Polo ile yine ünlü Arap gezgini İbn-i Batuta'yı anmamız gerekir.
Marco Polo, Yakın Doğu ve Orta Asya ülkelerini kapsayan uzun bir yolculuğa çıkmış ve bu yolculuğunda gezip gördüğü yerleri anlatan bir eser yazmıştır. Birçok dile çevrilen bu eser gezi edebiyatının ilk klasik örneklerinden biri sayılır. Arap gezgini İbn Batuta da Anadolu, Harezm, Maveraünnehir ve Horasan'ı dolaşarak oralarda yaşayan Türklerin teknik ve toplumsal özelliklerini anlatan bir kitap yazmıştır.
Önceleri daha çok tarihçilerin ilgi gösterdikleri bu eserler, sonradan edebiyatçıların da dikkatini çekmiştir. Ele alınan konular, kullanılan dil, yazarların gözlem ve anlatım özellikleri bakımından gezi yazı ve kitapları artık edebiyatın bir kolu, bir başka deyişle bir yazı türü özelliği kazanmıştır.

Gezi Yazılarının Çeşitleri

Gezi yazılarını, yolculuk yapılan yer bakımından ikiye ayırmak mümkündür: yurtiçi gezi yazıları ve yurt dışı gezi yazıları' Yurtiçi gezi yazıları, bir yazarın herhangi bir amaçla kendi ülkesinde yaptığı bir yolculuk sırasında gezip gördüğü yerleri ve edindiği

izlenimleri anlattığı yazılardır. Bu tür gezi yazılarına, Reşat Nuri Güntekin'in Anadolu Notlarını gösterebiliriz.
Yurtdışı gezi yazıları ise bir yazarın kendi ülkesi dışında yaptığı gezi ve incelemelerinin bir ürünüdür. Bu tür gezi yazısına da Falih Rıfkı Atay'ın Deniz Aşırı adlı eseri örnek olarak gösterebiliriz.Gezi yazılarını, gezi türünde eser veren kimselerin durumları bakımından da ikiye ayırabiliriz: uğraşları yazarlık olan kimselerin kalemlerinden çıkan gezi yazıları,

uğraşları yazarlık olmayan kimselerin ortaya koyduğu gezi yazıları. Yazarlığı bir meslek olarak benimsemiş kimselerin eserlerinde gezilen görülen yerler, değinilen konular, insanlarla ilgili gözlemler yazı sanatının birçok özelliğini yansıtan renkli bir dille anlatılır.

İkinci kategoriye giren yazılar, genellikle yazarlıkla ilgili olmayan, fakat yurt içinde veya dışında bazı yerleri görmek üzere geziye çıkanların veya geçici görevlerle yabancı bir ülkede oturanların kaleme aldıkları yazılardır. Bu gibi kimselerin eserlerinde anlatım kuru ve renksiz
olabilir. Ancak bu tür eserlerde bazen çok ilginç gözlemlere, sağlam bilgilere
ve mantıklı yorumlara rastlayabiliriz. 
Örneğin ünlü Türk denizcisi Piri Reis'in
Bahriye adlı kitabı bu bakımdan ilginçtir. Bu kitap Akdeniz'i çevreleyen
karalar, ormanlar, dağlar, kentler üzerinde verdiği bilgilerle hem bir deniz
atlası, hem de bir gezi kitabı niteliği taşır.

Gezi yazılarını amaç ve yazılış bakımından da üçe ayırmak mümkündür: günü gününe alınmış notlara dayalı gezi yazıları, mektup biçiminde yazılan gezi yazıları ve bir ülkeyi daha nesnel ve derinlemesine tanıtmayı amaçlayan gezi yazıları.
Kimi yazarlar, gezip gördükleri yerleri günü gününe veya aralıklı olarak tuttukları notlarla anlatırlar. Bu gibi gezi yazıları çoğu kez anı türünün de özelliklerini taşır. Bu çeşit gezi yazılarına Burhan Arpad'ın Gezi Günlüğü adlı eseri örnek olabilir.
Kimi yazarlar da gezi izlenimlerini belli aralıklarla arkadaşlarına yazdıkları mektuplarda anlatırlar. Bu gibi gezi yazılarında mektup türünün hemen hemen her özelliğini görebiliriz. Bu çeşit gezi yazılarına Celaleddin Ezine'nin Amerika Mektupları örnek olarak gösterebiliriz.
Üçüncü tür gezi yazıları, yazarın kişisel gözlemleri yanında daha başka bilgi ve belgelere dayalı tasvir ve yorumları içerir. Örneğin FalihRıfkı Atay'ın gezi kitapları genellikle bu biçimde yazılmış eserlerdir.


Türk Edebiyatında Gezi Yazıları

Bugünkü bilgilerimize göre Türkçe yazılan ilk gezi kitabı, tanınmış denizcilerimizden Seydi Ali Reis'in Miratül-Memalik adlı eseridir. Eser Portekizlilere karşı savaşırken Hint denizinde fırtınaya yakalanıp Gücerat'ta karaya çıkan Seydi Ali Reis'in Hindistan, Afganistan, Buhara ve
Maveraünnehir yoluyla Edirne'ye dönüşü sırasında başından geçen serüvenleri
kapsar.
Ünlü bilginlerimizden Kâtip Çelebi'nin Cihannüma adlı eseri de gezi yazılarında rastlanan birtakım özellikleri içermektedir. Kâtip Çelebi,Osmanlı ülkesinin birçok yerini dolaşmış ve eserinde gördüğü bu yerlerle ilgili ayrıntılı bilgiler vermiştir.
Edebiyatımızda gezi türünde ilk büyük ve önemli eserin yazarı Evliya Çelebi'dir. Tarih-i Seyyah adını taşıyan on ciltlik eserinde Evliya Çelebi, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde ve dışında gezip gördüğü yerleri anlatır. Bu yerler arasında Bursa, İzmir, Trabzon gibi şehirlerimiz
yanında Avusturya, Hicaz, Mısır, Habeşistan ve Dağıstan gibi yabancı ülkeler de
bulunmaktadır. Evliya Çelebi'nin gezi kitabından XVII. Yy. toplumumuzun zengin
kültür özelliklerini öğrenmek mümkündür. Anlatımdaki sadelik, içtenlik ve
söyleşi havası da eser için ayrı bir üstünlük sayılır.
XVII. yy'da Hac yolculuklarını anlatan bir takım gezi

kitapları ile birlikte Avrupa ve Yakın Doğu ülkelerine gönderilen elçilerimizi yazdıkları 'sefaretname'leri de birer gezi eseri sayabiliriz. Bu eserler arasında gezi türünün özelliklerini en belirgin biçimde taşıyanı Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi'nin Fransa Sefaretnamesi'dir. Yazar bu eserinde Lale
Devri'nde Fransa'da elçilik yaparken gördüklerini tatlı bir dille anlatmıştır.
Edebiyatımızda gezi türünden yazılara ilginin arttığını daha çok XIX. yy'da görüyoruz. Bir takım denizcilerimizin, ülke dışındaki Müslümanların eğitilmesi için görevlendirilmiş din adamlarımızın ve gezginlerimizin görevle ve ya kendi istekleri ile gezip gördükleri yerleri
anlatan eserlerini burada anmak gerekir. Bu eserlerde Orta Asya, Uzak Doğu,
Afrika, Güney Amerika üzerinde ilginç gözlem ve izlenimlere dayalı bilgiler
sergilenmiş bulunmaktadır.


Tanzimat'tan Sonraki Gelişmeler

XIX. yy'nin sonlarında yayımlanan ve gerçek bir gezi yazısı

niteliği taşıyan eser Ahmet Mithat Efendi'nin Avrupa'da Bir Cevelan adlı kitabı

olmuştur. Yazar bu eserinde İstanbul'dan Stockholm'e kadar yaptığı tren

yolculuğuna ve dönüşünde uğradığı birçok Avrupa kentlerine ilişkin gözlem ve
izlenimlerini anlatır. Ali bey'in Seyahat Jurnali adlı kitabı da bu yüzyılın
önemli gezi eserleri arasında sayılır.

1908'den sonra gezi türünden eserlerin sayısında önemli bir

gelişme görülmektedir. Bunda okur sayısının artışı yanında yabancı gezi

kitaplarının Türkçeye çevrilmesinin etkisi büyük olmuştur. Bu dönemin tanınmış

şair ve yazarlarından Cenap Şehabettin'in Hicaz yolculuğunu anlatan Hac Yolunda
Suriye ve Irak'tan söz eden Afak-ı Irak ve bir Avrupa gezisinde gördüklerini
yansıtan Avrupa Mektupları adlı eserlerini Türkçe gezi türünün başarılı
örnekleri arasında gösterebiliriz.


Cumhuriyet Döneminde ve Günümüzde Gezi Yazılar

Cumhuriyet döneminde edebiyatımızda gezi türünde nicelik ve

nitelik yönünden büyük bir ilerleme sağlanmıştır. Bu dönemin tanınmış gezi

yazarları arasında önce Falih Rıfkı Atay'ı anmamız gerekir. Atay'ın Denizaşırı,

Taymıs Kıyıları, Bizim Akdeniz, Tuna Kıyıları, Hind, Yolcu Defteri, Gezerek
Gördüklerim ele alınan konular ile gerek gözlem gerekse anlatım ustalığı
bakımından ilginç ve değerli eserlerdir.

Cumhuriyet döneminde gezi türünde eser veren diğer yazarlar

arasında İstanbul'dan Londra'ya Şileple Yolculuk ve Akdenizde Bir Yaz Gezintisi

adlı kitaplarıyla Saik Sabri Duran'ı, Finlandiya adlı kitabıyla Şükufe Nihal'i,

Bir Vagon Penceresinden ve Ankara-Bükreş adlı kitaplarıyla Sadri Ertem'i,
Tuna'dan Batıya ve Anadolu Notları adlı iki ciltlik kitabıyla Reşat Nuri
Güntekin'i, Anadolu Manzaraları adlı kitabıyla Hikmet Birand'ı, Gezi Günlüğü ve
Avusturya Günlüğü adlı kitaplarıyla Burhan Arpad'ı sayabiliriz.

Son yıllarda gezi edebiyatımız yeni eserlerde daha da

zenginleşmiştir. Yabancı ülkelerle kültürel ilişkilerin artması ve bireysel

gezi imkanlarının çoğalması sonucu olarak bu türde eser yazanları sayısında da

bir artış görülmektedir.
Günümüz yazarları arasında gezi yazı ve kitaparıyla ün

yapmış olanlar arasında Mavi Yolculuk ve Mavi Anadolu isimli eserleriyle Azra

Erhat'ı, Düşsem Yollara Yollara adlı eseriyle Haldun Taner'i, Sovyet Rusya,

Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan adlı eseriyle Melih Cevdet
Anday'ı, Sam Amcanın Evinde ve Bir Garip Ada adlı eserleriyle Badii Faik
Akın'ı, Canım Anadolu adlı eseriyle Bedri Rahmi Eyüboğlu'nu, Şu Bizim Rumeli
adlı eseriyle Yılmaz Çetiner'i ve Almanya Beyleri İle Portekiz'in Bahçeleri
adlı eseriyle Nevzat Üstün'ü sayabiliriz.


Örnek Gezi Yazısı:

Kırıkkale'ye Giderken
 Ankara kalesi, telsiz direkleri ve bir tünel. Yarım dakika karanlık. Ankara geride kaldı. Bu yol,bütün bozkırı geçer, Karadeniz'e dek ulaşır.
İsmet Paşa yıllardır fikir döktü, ray döşedi. şimdi ben, bu

ray üstünden fikir taşıyan kültür savaşının zırhlı trenine yetişmek için

kilometrelerin sekişini sayıyorum. Tren yolunda. Gezici eğitim sergisi

Kırıkkale istasyonunda.
Tren yolunda dediğim zaman dudaklarımızda yabansı bir

kıvrıntı seziyor gibiyim. Sezmeye de gerek yok gerçekten: "Tren yolunda da

laf mı a canım." diyebilirsiniz.

Eğer siz, bir zamanlar Yahşıhan'a dek böyle gidip gelen eski

tren bozuntusunu anımsarsınız hiç de böyle düşünmezsiniz. Hele benim gibi

Yahşıhan yolunda tuhaflıklara tanık olmuşsanız.

Size, istasyonların kimi bodurumsu, kimi kavaklar gibi

birbirlerinin sırtından sırıtan uzun dallı ağaçlarından, çeşmelerinden, bayrak

direklerinden, makaslarından, telgraf direklerine tünemiş güvercinlerinden, yol

kenarında doygun doygun treni seyreden öküzlerden, özgür ve neşeli sıpalardan
söz edeceğimize bizim orta Anadolu'ya kültür ve yeninin aşkını taşıyan trene
rast gelinceye dek bugünkü güzel trenin yerindeki o eski tren ve ray
bozuntusundan söz edeyim, her halde canınız sıkılmaz. Yıl 1921, İnönü ile
Sakarya savaşının araları. Ankara'dan Kayseri'ye doğru bir akın var. Kağnı,
kağnı, kağnı Yollardan, dağlardan, taşlardan gıcırtıdan geçilmiyor.

Mumyalanmış bir eşeğe benzeyen cılız, sanki tenekeden

yapılma bir lokomotif, ince, uzun hörgücünü kaldırmış, bitkin develeri

anımsatan vagonlar da bunların arasında Kayseri yolunu tutuyor. Her nedense o

zaman burada işleyen dekovilde, sudan geçmeyen hayvanın inadına benzer bir inat vardı. Zaman zaman tutarağı tutardı. Bakarsınız, tıpış t ıpış giderken
birdenbire zınk yerinde sayar. Bir ses duyulur:

"Lokomotifin suyu tükendi. Allah'ını seven su

getirsin!."

 Kovalarla,ibriklerle, testilerle bir sürü halk su aramaya çıkar, su bulunmayan bir yerde ise herkes mataralarındaki, testilerindeki, teneke ya da toprak ibriklerindeki

suları lokomotife boşaltırlar. Mübarek, yürümeye başlar. Ama yürüyüş de ne

yürüyüş!.

Trenin üstünde pinekleyen ihtiyarlar, kimi zaman şöyle

konuşurlardı:

"Tren giderken indim, aptes bozdum, elimi yudum, trene bindim."
 "Abdest tazeledim, yine geldim, yetiştim."
 Yokuş bir yere gelindi mi bir ses yükselirdi:
 "Allah'ını seven vagonları ardından itsin!"
Yüzlerce adam trenden iner, trenin durduğunu gören köylüler

de gelir. Helesa yelesa ile treni yürütürlerdi. Trenin kömürü tükenip yöreden

çalı çırpı topladığımızı da ben bilirim. Bunları söylerken sadece bir anıyı

anlatıyorum. Dün süngüsünü tüfeğine çaputla bağlayıp düşmana saldıran bir
ulusun o günü böyle geçerdi.

Şimdi İsmet Paşa'nın döşediği raylar üstünde fikir gibi

hızlı, düzenli ve rahat trenle Kırıkkale'ye yaklaşıyoruz.

Makinenin, tekniğin dokunduğu yer, çölün ortasında bile olsa

yepyeni bir uygarlığı f ışkırtıveriyor. Kırıkkale işte böyle bozkırın ortasında

baca, fabrika, asfalt, geometri, boyalı ev, sağlam tavan, iş gömleği giyen alın

terli insan demektir. Kırıkkale bana, kopmuş bir film parçasının sarı bakkal
kâğıdına yapıştırılması etkisini yaptı. Kırıkkale, başlı başına minnacık bir
fabrika yuvasıdır. Sağı solu, önü arkası bozkırdır.
İstasyon kalabalık. Siyahlar giyinmiş öğretmenler, iş
gömlekli işçiler, ustalar, mühendisler, bereli kadınlar, irili ufaklı çocuklar
vagonların çevresinde toplanıyorlar.

[Sadri Etem (Ertem). "Kırıkkale'ye Gideren",Türk

Dili Dergisi, Gezi Özel Sayısı, 1 Mart 1973.]




STİL VE TEKNİK



Kuşkusuzki; anlatım ve uslup, seyahatın en önemli ögelerinden biri olarak kabul  edilmektedir.Anlatımı ise kendi içinde bir çok kategoriye ayırmak mümkündür.Bunları genel hatlarıyla bir sıraya koymamız gerekirse kısaca şu başlıklar altında değerlendirebiliriz:
Tur esnasında yapılacak dialogları etkinleştirebilmek için bazı yöntemler kullanılabilinir.Bunlardan bazıları:
Betimleyici Anlatım , Öyküleyici  Anlatım, Öğretic iAnlatım, Açıklayıcı Anlatım, Tartışmacı Anlatım, Kanıtlayıcı Anlatım,  Cosku ve Heyacana Bağlı (Lirik)Anlatım, Destansı (Epik Anlatım),  Emredici Anlatım , Düşsel (Fantastik) Anlatım, Gelecekten Söz eden Anlatım, Söyleşmeye Bağlı Anlatım (Diyalog) olarak adlandırmak mümkündür.
İsterseniz kısa ve öz olarak bu konuları ele almaya başlayalım:

BETİMLEYİCİ ANLATIM ve ÖZELLİKLERİ
Betimleme, şiirden sonra en zor yazılan anlatı türdür. Şiirsel

bir anlatım, duyarlı bir yaklaşım gerektirir. Kimi usta kalemlerin elinden

çıkan betimlemeler bir tablo değerindedir. Betimleme yapabilmek için

ayrıntıları gören bir göze, bunu anlatabilecek olağanüstü bir dile gereksinim
vardır.

Özellikleri:
 1. Betimlemeler açıklayıcı ve sanatsal betimleme olmak üzere ikiye ayrılır.
 2. Kişinin iç dünyasını anlatan betimlemelere tahlil (ruhsal portre) denir.
 3. Kişinin dış görünüşünü anlatan betimlemelere fiziksel (simgesel)  betimleme denir.
 4. Roman, hikâye,tiyatro, gezi yazısı, Şiir gibi türlerde kullanılır.
 5. Kelimenin yan ve mecaz anlamlarına yer verilebilir.
 Bu tekniği uygulayan yazarın amacı, okuyucunun görmediği bir görüntüyü, olayı, yeri, okuyucunun kafasında canlandırmaktır. Yazar özellikle görme duyusundan yararlanarak okuyucunun hayalinde sözcüklerle sanki resim yapar. Betimleme özetle, okuyucuya izlenim kazandırmaktır.
Bu yöntemde beş duyudan ve hareket öğesinden yararlanılır.

Hareket öğesi öyküleme yönteminin de öğesidir. Betimlemelerdeki hareketler

birbirinden kopuktur. Neden-sonuç ilişkisiyle birbirine bağlanıp bir olaya yol

açmaz.Betimleme paragraflarında sadece bir özel konu ve onun
ayrıntıları vardır. Ana düşünce söz konusu değildir.

Bir betimlemede olay da varsa, o anlatım yöntemi öykülemesayılır. Hareketlilik varsa; ancak olayyoksa o zaman anlatım yöntemi betimlemeolarak kalır.Betimleme, ilk kez romantik sanatçılarda ortaya çıkmıştır.

Çünkü dünya edebiyatında ilk kez onlar gerçek yaşamı, kişileri ve varlıkları

ele alma gereği duymuşlardır. Gerçekleri, göz önüne getirebilmek içinfarklılıkların, ayırt edici özelliklerin belirtilmesi gerekir. Bu da betimlemetürünü doğurmuştur. Romantik betimlemeler, daha çok duygulara dayanır. Olaylar ve kişi davranışlarıyla bağlantısı yok denecek kadar azdır.Realistlerin betimlemeleri tümüyle gerçektir. Onlar bir düzayna gibi yansıtırlar her şeyi. Ayna nasıl iyi kötü, güzel çirkin, doğru yanlış

her şeyi gösterirse realist betimlemeler de aynen öyle. Bu betimlemelerin
olayların gelişimi ve kişilerin karakterlerinin oluşumuyla doğrudan
bağlantıları vardır. Realist yapıtlardan betimlemeleri atarsanız geriye hiçbir
şey kalmaz.İsterseniz bu konuyu daha iyi açıklayabilecek basit bir örnekle devam edelim.Aşşağıda Betimleyici anlatıma örnek olabilecek tasvir ağırlıklı bir metin örneği bulacaksınız:



Örnek: Buradan (Değirmenoluk'tan) Akçadağ'a kadar öyle kayalık



öyle sarptır ki Toros, bir ev yerinden daha büyük toprak parçası görülmez. Ulu
çamlar, gürgenler kayaların arasından göğe doğru ağmıştır. Bu kayalıklarda
hemen hemen hiçbir hayvan yoktur. Yalnız, o da çok seyrek, akşam vakitleri
keskin bir kayanın sivrisinde boynuzlarını, büyük çangallı boynuzlarını sırtına
yatırmış bir geyik, bacaklarını gerip sonsuzluğa bakarcasına durur...


Fakat hernekadar dinletisi hoş olsa bile, tur akış realitesi baz alındığında adaptasyonu herzaman kolay olmayabilir.Bu tür anlatıların hedefinde, benzer zevkleri olan ortak duygu gurupları  elealınabilir.
Konuyu biraz daha açmak gerekirse yardımcı elamlardan da söz etmemiz gerekir.İşte bunlardan bazıları:

a)Kısa ve öz cümleler kurmak; Uzun ve takibi zor olan anlatımlar dikkatin çabucak dağılmasına sebeb olabilir.Konsantrasyon sınırlarını zorlamayan içi yüklü ve duygulu anlatımlar zevkle dinlenmenize olumlu katkılar yapacaktır.Bunu daha çok önemli hatırlatmalar olarak bildiğimiz Genel program taslaklarını açıklarken kullanabilirsiniz.Kısa ve öz olarak vereceğiniz önemli hatırlatmalar akılda kalacaktır.Daha da pekin vurgular için mizah ögelerinden bile istifade edebiliriz.

b)Örneklendirme; Anlatımı örneklendirmek dikkatin konuya daha kolay aktarılmasını sağladığı için tercih edilmelidir.

a) Kendi  başından geçen bir olayı örneklendirme;


c)Karşılaştırma;

Konunun ilgili bağıtlarıyla bir araya getirerek açıklanması,

dinleyici katılımına olumlu katkılar sağlayarak ilginin yoğunlaşmasını
sağlayacaktır.



d)Güncelleme;



Anlatımda seçilen konuların güncel olay ve durumlarla

birlikte ele alınarak didaktik ve espiritüel sonuçlara gidilmesi gurup

katılımını pekiştirecektir.



e)Öykünme;



Hikayeci bir uslup ile konu ve karekterleri somutlamak, sanal  düşünce ve imgeleri kişileştirerek konuşturarak aktarmak konunun zevkli bir şekilde işlenmesini sağlayacaktır.Konuyla ilgi konu ve açıklamaları tıpkı bir hikaye

anlatıyormuşcasına aktarmak bu uygulamalardan birisi olabilir.



f)Kesit alma;

 Anlatımı yapılacak olay veya konu ile ilgili  tanınmış şahıs (şahıslara ait sözler) yada olaylardan alıntılar yaparak anlatımı çeşitlendirme metodudur.

g)Tamamlayıcı ;

Bu anlatım türü yolcuya tahmin etme ve anlatımı tamamlama

fırsatı sağlayarak katılımı artıran ögelerden biri olacaktır.

f)Empati Kurma;

 Dinleyici ve konuşmacının seçilen bir konu yada olay

hakkında  yer değiştirme yaparak ele

alınan durumları ironik olarak değerlendirme yöntemidir.Dinleyicinin gözünden

anlatanı  nükteli olarak görmek espirili  bir uslup oluşurabilir.


g)Samimi anlatım;         

h) Ani giriş :

 Bana kalırsa, aslına bakarsanız, bugün aklıma birşey geldi, burayı özel yapan nedir biliyormusunuz, Kimsenin bilmediği bir

sırrı biliyorum, Burası hakkında bir hikaye öğrendim, size hoşunuza gidecek

bir  öykü anlatmak istiyorum,