YAZMA KURALLARIMIZ
TELİF HAKLARI VE KOPYALAMA KURALLARIMIZ
- Yayın Çeşitlerine Göre Kopyalama
- Web Siteleri İçin Kopyalama
- Süre Limiti Kuralına Göre Kopyalama
- Süre Limiti Kuralına Göre Kopyalama
- Telif Haklarına Göre Kopyalama
He
türlü kopyalamada yazının en üstünde veya en altında yazının yazarının
adı, yazının bağlantı adresi (tıklanabilecek hyperlink formatında) yer
almak zorundadır.Bu kurala dikkate gerek aşağıda ibraz edilen kurallara
uyulması yasal zorunluluktur.Alıntılar için kopyalama kuralları:
Profesyonel Rehberlikten yapılacak alıntılarda,Bir yazının en fazla 10
cümlesini ve hemen akabinde yazıya ait bağlantıyı (linki) ve yazar
ismini kullanarak kopyalama yapılabilir.Bu şekildeki alıntılarda bir
sayı ve zaman sınırlandırılması yoktur.Internet yayınları için kopyalama
ve limit kuralları:Web siteleri,ilgili sayfa bağlantısını ve yazar
adını kaynak göstererek ayda en fazla1 alıntı yapabilirler.Yazıya ait
link ve yazarın adı kopyalanan içeriğin başında veya sonuna
belirtilmelidir.Alıntı yapmak isteyenler,iletişim sayfasını kullanarak
bilgi vermelidirler.
Web siteleri için kopyalama kuralları:
Ticari
nitelikte olan yayınlar,basılı yayınlar, kaynak gösterseler dahi alıntı
yapamazlar.Alıntı yapma isteyen kurumlar, Profesyonel Rehberlik
iletişim sayfasından bize ulaşabilirler
Süre limiti kuralı:
Profesyonel
Rehberlik Portalinde yer alan haber, yazı ve görseller, site
özgünlüğünün Korunması açısından, belirtilen telif haklarına uymak
suretiyle ancak bir sonraki Ay başka mecralarda kullanılabilir.
Profesyonel Rehberlik Yasal Hakları:
Profesyonel
Rehberlikte bulunan kod ve yazılımda dâhil olmak üzere hiç bir malzeme
kopyalanamaz, değiştirilemez,Çoğaltılamaz ve izinsiz yeniden
yayımlanamaz.Kuralı ihlali yapan birey/kurumlar hakkında Profesyonel
Rehberlik (ve isteğe göre yazarlar ayrı olarak) yasal işlem
başlatabilir. Profesyonel Rehberlik, kurumsal bir e-posta ile doğrudan
verdiği/vermediği telif kopyalama izinlerini yeni bir e‐posta ile
sınırsız olarak değiştirme hakkına sahiptir. Sitenin tüm hakları saklı
olup telif hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve uluslar
arası telif Hakları ve ticari marka kanunları tarafından
korunmaktadır.İşbu belge ve Profesyonel Rehberlikteki Bütün içeriklerin
bir kopyası, noter onayları ile birlikte Cumhuriyet Savcılığı’na ve
T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı ISSN Türkiye Merkezi’ne ibraz
edilmiştir/edilmektedir/edilecektir.Kural ihlalinde Profesyonel
Rehberlik kurumsal olarak ve ayrıca eserlerin yazarları bireysel olarak
dava açma hakkını kullanırlar.
YAYIN İLKELERİ/YAZIM KURALLARI
Yayımlanabilecek yazılar, hukuk, iletişim,işletme ve ekonomi alanlarına
odaklanan, makale, karar incelemesi vekitap incelemesi ile
çevirilerdir. Yazıların dili, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Türkçe
dillerinde olabilir.
1. Yayımlanmak üzere gönderilen yazılar, başka bir yerde yayımlanmamış ya da yayımlanmak üzere gönderilmemiş olmalıdır.
2.
Yazılar Microsoft Word (Microsoft office 98 ve üzeri versiyonlar)
formatında (.doc veya .docx dosya uzantılı olarak) ve aşağıdaki şekil
şartlarına uygun olarak kaleme alınmış olmalıdır:
Kağıt boyutu: A4
Üst: 2,5 cm; Alt: 2,5 cm; Sol: 2 cm; Sağ: 2 cm
Metin: Times New Roman, 12 punto, 1,5 satır aralığı,iki yana yaslı
Dipnotlar: Sayfa altında, Times New Roman, 10 punto, 1 satır aralığı, iki yana yaslı
3.Her
yazı, kaydedildiği bir CD ile veya elektronik posta yolu ile Microsoft
Word formatında, Yayın Editörüne teslim edilmelidir/gönderilmelidir.
Yazının basılı olarak da teslimi gerekmemektedir.
4.
Yazıyla birlikte yazarın (veya yazarların) adına,unvanına, çalıştığı
kuruma, açık adresine, kolay ulaşım sağlanabilecek telefon numaralarına,
elektronik posta adreslerine vb hususlara ilişkin bilgileri içeren ve www.profesyonelrehberlik.com adresinden erişilebilecek matbu başvuru formu da editöre ulaştırılmalıdır.
5. Sayfa'ya gönderilen makaleler, Türkçe ve İngilizce başlık ile hem İngilizce hem de Türkçeözet kısmı içermelidir.
5. Sayfa'ya gönderilen makalelerde, ilgili makaledeki konuyu tanımlayan Türkçe ve İngilizce uygun anahtar kelimeler bulunmalıdır.
6. Sayfa'ya gönderilen makalelerde kullanılan kaynaklar, makale sonunda kaynakça olarak
alfabetik sırada verilmiş olmalı ve kullanılan kaynaklar dipnotta veya
metin içerisinde kısa olarak yer almalıdır. Metin içindeki atıflar APA
6.0 formatında olmalıdır ve parantez içinde virgül ile ayrılmış olarak
yazar soyadı ve yayın yılını içermelidir.
Örnek:
…önemine vurgu yapılmıştır (Nussbaumer vd., 2004;Zhang and Swanson, 2010).
…firmalarda yenilik yaratma ve uygulaması araştırmacılar tarafından analiz edilse de (Rogers, 1995; Skyrme, 1999)…
… ayırt edilmesinin kolay olmaması düşünülmektedir
(Mumford vd., 2003).
Referans listesi her bir çalışmanın ilk yazarın soyadının alfabetik sıralamasına göre düzenlenmelidir.
Örnekler:
Makaleler:
Kogut, B. & Zander, U. (1992). Knowledge of the firm, combinative capabilities, and the replication of technology. Organization Science, 3(3): 383-397.
Rumelt, R. P. (1982). Diversification strategy and profitability. Strategic Management Journal,3: 359-369.
Kitap:
Argyris, C. & Schön, D. A. (1978). Organizational learning: A theory of action perspective.Massachusetts, USA: Addison-Wesley Publishing Company.
Hill, W. L. C (2011).International Business: Competing in the Global Marketplace (8. Baskı), NY: McGrew-Hill
Kitap Bölümü:
Üsdiken,
B. (2010). Çevresel Baskı ve Talepler Karşısında Örgütler: kaynak
bağımlılığı yaklaşımı.Selami Sargut ve Şükrü Özen (Ed.), Örgüt Kuramları,
(2. Baskı, s: 36-77). Ankara: İmge Yayınevi.
7. Dergi’ye gönderilen makalelerin yazım bakımından son denetimlerinin yapılmış olduğu vebasılmaya hazır olarak verildiği kabul edilir.
8.
Editörler Kurulunca ön/şekli incelemesi yapılan eserler,
değerlendirilmek üzere Yayım Kurulu’na sunulur. Yayın Kurulunca
incelenen eserler, anonim olarak en az bir hakeme gönderilir ve hakemden
yahut hakemlerden gelen rapor doğrultusunda haklarında,makalenin yayımlanmasına;
hakemden gelen rapor çerçevesinde düzeltme istenmesine ya da yayımlanmamasına kararı verilir.
Yazar,
verilen karardan, en kısa zamanda ve e-posta yolu ile (gerektiğinde
ekinde çalışması da olmak üzere) haberdar edilir. Tamamlanmış veya
düzeltilmiş yazı, Yayım Kurulu’nca tekrar hakeme gönderilebilir.
TELİF HAKLARI VE KOPYALAMA KURALLARIMIZ
- Yayın Çeşitlerine Göre Kopyalama
- Web Siteleri İçin Kopyalama
- Süre Limiti Kuralına Göre Kopyalama
- Süre Limiti Kuralına Göre Kopyalama
- Telif Haklarına Göre Kopyalama
He
türlü kopyalamada yazının en üstünde veya en altında yazının yazarının
adı, yazının bağlantı adresi (tıklanabilecek hyperlink formatında) yer
almak zorundadır.Bu kurala dikkate gerek aşağıda ibraz edilen kurallara
uyulması yasal zorunluluktur.Alıntılar için kopyalama kuralları:
Profesyonel Rehberlikten yapılacak alıntılarda,Bir yazının en fazla 10
cümlesini ve hemen akabinde yazıya ait bağlantıyı (linki) ve yazar
ismini kullanarak kopyalama yapılabilir.Bu şekildeki alıntılarda bir
sayı ve zaman sınırlandırılması yoktur.Internet yayınları için kopyalama
ve limit kuralları:Web siteleri,ilgili sayfa bağlantısını ve yazar
adını kaynak göstererek ayda en fazla1 alıntı yapabilirler.Yazıya ait
link ve yazarın adı kopyalanan içeriğin başında veya sonuna
belirtilmelidir.Alıntı yapmak isteyenler,iletişim sayfasını kullanarak
bilgi vermelidirler.
Web siteleri için kopyalama kuralları:
Ticari
nitelikte olan yayınlar,basılı yayınlar, kaynak gösterseler dahi alıntı
yapamazlar.Alıntı yapma isteyen kurumlar, Profesyonel Rehberlik
iletişim sayfasından bize ulaşabilirler
Süre limiti kuralı:
Profesyonel
Rehberlik Portalinde yer alan haber, yazı ve görseller, site
özgünlüğünün Korunması açısından, belirtilen telif haklarına uymak
suretiyle ancak bir sonraki Ay başka mecralarda kullanılabilir.
Profesyonel Rehberlik Yasal Hakları:
Profesyonel
Rehberlikte bulunan kod ve yazılımda dâhil olmak üzere hiç bir malzeme
kopyalanamaz, değiştirilemez,Çoğaltılamaz ve izinsiz yeniden
yayımlanamaz.Kuralı ihlali yapan birey/kurumlar hakkında Profesyonel
Rehberlik (ve isteğe göre yazarlar ayrı olarak) yasal işlem
başlatabilir. Profesyonel Rehberlik, kurumsal bir e-posta ile doğrudan
verdiği/vermediği telif kopyalama izinlerini yeni bir e‐posta ile
sınırsız olarak değiştirme hakkına sahiptir. Sitenin tüm hakları saklı
olup telif hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve uluslar
arası telif Hakları ve ticari marka kanunları tarafından
korunmaktadır.İşbu belge ve Profesyonel Rehberlikteki Bütün içeriklerin
bir kopyası, noter onayları ile birlikte Cumhuriyet Savcılığı’na ve
T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı ISSN Türkiye Merkezi’ne ibraz
edilmiştir/edilmektedir/edilecektir.Kural ihlalinde Profesyonel
Rehberlik kurumsal olarak ve ayrıca eserlerin yazarları bireysel olarak
dava açma hakkını kullanırlar.
YAYIN İLKELERİ/YAZIM KURALLARI
Yayımlanabilecek yazılar, hukuk, iletişim,işletme ve ekonomi alanlarına
odaklanan, makale, karar incelemesi vekitap incelemesi ile
çevirilerdir. Yazıların dili, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Türkçe
dillerinde olabilir.
1. Yayımlanmak üzere gönderilen yazılar, başka bir yerde yayımlanmamış ya da yayımlanmak üzere gönderilmemiş olmalıdır.
2.
Yazılar Microsoft Word (Microsoft office 98 ve üzeri versiyonlar)
formatında (.doc veya .docx dosya uzantılı olarak) ve aşağıdaki şekil
şartlarına uygun olarak kaleme alınmış olmalıdır:
Kağıt boyutu: A4
Üst: 2,5 cm; Alt: 2,5 cm; Sol: 2 cm; Sağ: 2 cm
Metin: Times New Roman, 12 punto, 1,5 satır aralığı,iki yana yaslı
Dipnotlar: Sayfa altında, Times New Roman, 10 punto, 1 satır aralığı, iki yana yaslı
3.Her
yazı, kaydedildiği bir CD ile veya elektronik posta yolu ile Microsoft
Word formatında, Yayın Editörüne teslim edilmelidir/gönderilmelidir.
Yazının basılı olarak da teslimi gerekmemektedir.
4.
Yazıyla birlikte yazarın (veya yazarların) adına,unvanına, çalıştığı
kuruma, açık adresine, kolay ulaşım sağlanabilecek telefon numaralarına,
elektronik posta adreslerine vb hususlara ilişkin bilgileri içeren ve www.profesyonelrehberlik.com adresinden erişilebilecek matbu başvuru formu da editöre ulaştırılmalıdır.
5. Sayfa'ya gönderilen makaleler, Türkçe ve İngilizce başlık ile hem İngilizce hem de Türkçeözet kısmı içermelidir.
5. Sayfa'ya gönderilen makalelerde, ilgili makaledeki konuyu tanımlayan Türkçe ve İngilizce uygun anahtar kelimeler bulunmalıdır.
6. Sayfa'ya gönderilen makalelerde kullanılan kaynaklar, makale sonunda kaynakça olarak
alfabetik sırada verilmiş olmalı ve kullanılan kaynaklar dipnotta veya
metin içerisinde kısa olarak yer almalıdır. Metin içindeki atıflar APA
6.0 formatında olmalıdır ve parantez içinde virgül ile ayrılmış olarak
yazar soyadı ve yayın yılını içermelidir.
Örnek:
…önemine vurgu yapılmıştır (Nussbaumer vd., 2004;Zhang and Swanson, 2010).
…firmalarda yenilik yaratma ve uygulaması araştırmacılar tarafından analiz edilse de (Rogers, 1995; Skyrme, 1999)…
… ayırt edilmesinin kolay olmaması düşünülmektedir
(Mumford vd., 2003).
Referans listesi her bir çalışmanın ilk yazarın soyadının alfabetik sıralamasına göre düzenlenmelidir.
Örnekler:
Makaleler:
Kogut, B. & Zander, U. (1992). Knowledge of the firm, combinative capabilities, and the replication of technology. Organization Science, 3(3): 383-397.
Rumelt, R. P. (1982). Diversification strategy and profitability. Strategic Management Journal,3: 359-369.
Kitap:
Argyris, C. & Schön, D. A. (1978). Organizational learning: A theory of action perspective.Massachusetts, USA: Addison-Wesley Publishing Company.
Hill, W. L. C (2011).International Business: Competing in the Global Marketplace (8. Baskı), NY: McGrew-Hill
Kitap Bölümü:
Üsdiken,
B. (2010). Çevresel Baskı ve Talepler Karşısında Örgütler: kaynak
bağımlılığı yaklaşımı.Selami Sargut ve Şükrü Özen (Ed.), Örgüt Kuramları,
(2. Baskı, s: 36-77). Ankara: İmge Yayınevi.
7. Dergi’ye gönderilen makalelerin yazım bakımından son denetimlerinin yapılmış olduğu vebasılmaya hazır olarak verildiği kabul edilir.
8.
Editörler Kurulunca ön/şekli incelemesi yapılan eserler,
değerlendirilmek üzere Yayım Kurulu’na sunulur. Yayın Kurulunca
incelenen eserler, anonim olarak en az bir hakeme gönderilir ve hakemden
yahut hakemlerden gelen rapor doğrultusunda haklarında,makalenin yayımlanmasına;
hakemden gelen rapor çerçevesinde düzeltme istenmesine ya da yayımlanmamasına kararı verilir.
Yazar,
verilen karardan, en kısa zamanda ve e-posta yolu ile (gerektiğinde
ekinde çalışması da olmak üzere) haberdar edilir. Tamamlanmış veya
düzeltilmiş yazı, Yayım Kurulu’nca tekrar hakeme gönderilebilir.
- Yayın Çeşitlerine Göre Kopyalama
- Web Siteleri İçin Kopyalama
- Süre Limiti Kuralına Göre Kopyalama
- Süre Limiti Kuralına Göre Kopyalama
- Telif Haklarına Göre Kopyalama
He türlü kopyalamada yazının en üstünde veya en altında yazının yazarının adı, yazının bağlantı adresi (tıklanabilecek hyperlink formatında) yer almak zorundadır.Bu kurala dikkate gerek aşağıda ibraz edilen kurallara uyulması yasal zorunluluktur.Alıntılar için kopyalama kuralları: Profesyonel Rehberlikten yapılacak alıntılarda,Bir yazının en fazla 10 cümlesini ve hemen akabinde yazıya ait bağlantıyı (linki) ve yazar ismini kullanarak kopyalama yapılabilir.Bu şekildeki alıntılarda bir sayı ve zaman sınırlandırılması yoktur.Internet yayınları için kopyalama ve limit kuralları:Web siteleri,ilgili sayfa bağlantısını ve yazar adını kaynak göstererek ayda en fazla1 alıntı yapabilirler.Yazıya ait link ve yazarın adı kopyalanan içeriğin başında veya sonuna belirtilmelidir.Alıntı yapmak isteyenler,iletişim sayfasını kullanarak bilgi vermelidirler.
Profesyonel Rehberlik Portalinde yer alan haber, yazı ve görseller, site özgünlüğünün Korunması açısından, belirtilen telif haklarına uymak suretiyle ancak bir sonraki Ay başka mecralarda kullanılabilir.
1. Yayımlanmak üzere gönderilen yazılar, başka bir yerde yayımlanmamış ya da yayımlanmak üzere gönderilmemiş olmalıdır.
2. Yazılar Microsoft Word (Microsoft office 98 ve üzeri versiyonlar) formatında (.doc veya .docx dosya uzantılı olarak) ve aşağıdaki şekil şartlarına uygun olarak kaleme alınmış olmalıdır:
3.Her yazı, kaydedildiği bir CD ile veya elektronik posta yolu ile Microsoft Word formatında, Yayın Editörüne teslim edilmelidir/gönderilmelidir. Yazının basılı olarak da teslimi gerekmemektedir.
4. Yazıyla birlikte yazarın (veya yazarların) adına,unvanına, çalıştığı kuruma, açık adresine, kolay ulaşım sağlanabilecek telefon numaralarına, elektronik posta adreslerine vb hususlara ilişkin bilgileri içeren ve www.profesyonelrehberlik.com adresinden erişilebilecek matbu başvuru formu da editöre ulaştırılmalıdır.
5. Sayfa'ya gönderilen makaleler, Türkçe ve İngilizce başlık ile hem İngilizce hem de Türkçeözet kısmı içermelidir.
5. Sayfa'ya gönderilen makalelerde, ilgili makaledeki konuyu tanımlayan Türkçe ve İngilizce uygun anahtar kelimeler bulunmalıdır.
6. Sayfa'ya gönderilen makalelerde kullanılan kaynaklar, makale sonunda kaynakça olarak alfabetik sırada verilmiş olmalı ve kullanılan kaynaklar dipnotta veya metin içerisinde kısa olarak yer almalıdır. Metin içindeki atıflar APA 6.0 formatında olmalıdır ve parantez içinde virgül ile ayrılmış olarak yazar soyadı ve yayın yılını içermelidir.
Örnek:
(Mumford vd., 2003).
(2. Baskı, s: 36-77). Ankara: İmge Yayınevi.
7. Dergi’ye gönderilen makalelerin yazım bakımından son denetimlerinin yapılmış olduğu vebasılmaya hazır olarak verildiği kabul edilir.
8. Editörler Kurulunca ön/şekli incelemesi yapılan eserler, değerlendirilmek üzere Yayım Kurulu’na sunulur. Yayın Kurulunca incelenen eserler, anonim olarak en az bir hakeme gönderilir ve hakemden yahut hakemlerden gelen rapor doğrultusunda haklarında,makalenin yayımlanmasına;
hakemden gelen rapor çerçevesinde düzeltme istenmesine ya da yayımlanmamasına kararı verilir.
Yazar, verilen karardan, en kısa zamanda ve e-posta yolu ile (gerektiğinde ekinde çalışması da olmak üzere) haberdar edilir. Tamamlanmış veya düzeltilmiş yazı, Yayım Kurulu’nca tekrar hakeme gönderilebilir.
GEZİ YAZISI TEKNİKLERİ
Eskiden
gezi yazılarına seyahatname, seyahat yazıları denirdi. Gezip gören insana da
seyyah denirdi. Bugün gezen gören kimseye gezgin, onların gezip gördükleri
yerleri anlattıkları yazılara da gezi yazıları denmektedir.Gezi yazılarında
verilen bilgiler doğru ve gerçek olmalıdır.
Bu bakımdan gezi yazıları tarih, coğrafya, edebiyat, toplum bilimi vb.
bakımından yararlı kaynaklardır. En eski ve uzun bir geçmişi olan yazı türünün
önemli vetanınmış iki ismi Venedikli Gezgin Marco Polo ile Arap gezgin İbni
Batuta' dır.Bizim edebiyatımızda ilk gezi kitabı ünlü denizcilerimizden Seydi
Ali Reis' in Miratül-Memalik (Ülkelerin Aynası) adlı eseridir.
Edebiyatımızın
gezi türünde en önemli eseri ünlü gezginimiz Evliyâ Çelebi 'nin Seyahatnâme (
Tarih-i seyyah) adını taşıyan on ciltlik eseridir. Bu eser dünyada, bu türde
yazılmış bütün eserlerle boy ölçüşebilecek mükemmelliğe sahiptir.
Gezi
yazılarının yazılışlarına göre çeşitleri bu türün mektup, anı ve röportajla
benzerliklerini de ortaya koyar. Gezi yazıları ister mektup, ister anı şeklinde
yazılsın isterse gezilen yerlerdeki insanlarla röportaj yapılsın mutlaka, bütün
gezi yazılarında edebi bir özellik, ilginç bir yaklaşım, farklı bir gözlem gücü
bulunmalıdır. Gezi yazılarında her zaman, her yerlerde görülen şeylerden değil
de farklı, özgün şeylerden bahsetmeli, karşılaştırmalardan faydalanmalı,
örnekler vermelidir.
Gezi
yazıları belli bir plan dâhilinde yazılır. Genellikle yazıya gezinin başlandığı
günden başlanır ve dönüş gününe kadarki zamanı içine alan olaylar anlatılır.
Ancak tersi bir sıralama yapmakta mümkündür veya gezide görülen en önemli özellikler belirlenip önemsizden önemliye doğru bir sıralamaya gidilir. Gezi yazısında görülenler genellikle birinci kişinin ağzından yani gezenin ağzından anlatılır. Gezi yazılarının dili sade ve yalın olmalıdır.
Ancak tersi bir sıralama yapmakta mümkündür veya gezide görülen en önemli özellikler belirlenip önemsizden önemliye doğru bir sıralamaya gidilir. Gezi yazısında görülenler genellikle birinci kişinin ağzından yani gezenin ağzından anlatılır. Gezi yazılarının dili sade ve yalın olmalıdır.
Gezi
Yazısı" Türünün Özellikleri
Bir
yazarın yurt içinde ve yurt dışında gezip gördüğüyerlerin ilgi çekici
özelliklerini anlattığı yazı türüdür. Gezi yazıları gezipgörmenin, iyi bir
gözlemin ürünüdürler. Gezi yazılarının tarihi çok eskidir.İnsanlar hep uzak
ülkeleri, uzak ülkelerin doğasını, insanlarını, bu insanlarınyaşayış
biçimlerini ve yarattıkları kültür eserlerini merak etmişlerdir. Bir nedenle
başka ülkelere giden kişilerle karşılaştığımızda, onları soru yağmuruna
tutmamız bundandır. Günümüzde televizyon görüntüleri dünyanın birçok kültürünü
yanıbaşımıza getirdiği halde, hâlâ gezi anılarını dinlemenin ya da okumanın
tadı başkadır.
Gezi
yazılarının çok yönlü anlatım olanakları vardır.Uzunluğu çoğu zaman kitap
olacak kadardır. Gazetenin iç sayfalarından birinde dizi halinde günlerce
yayınlandığı da olur. Okuyucunun sıkılmadan, merakla okuduğu bir yazı türüdür.
Gezi yazısı yazarken ilgiyi uyanık tutmak, okuyucuda okuduğu yerleri görme isteği uyandırmak çok önemlidir. Gezi yazarlığı ayrı bir ustalığı gerektirir. Yazar gezdiği yerlerin ilginç özelliklerini hemen fark edecek kıvrak bir zekâya ve kültür birikimine sahip olmalıdır
.
Gezi
yazısı ile röportaj arasındaki ayrılıklar nelerdir?
Gezi
yazılarıyla röportaj birbirine karıştırılmamalıdır. Gezi yazısında ilgi çekici
yerler anlatılır.Röportajda olduğu gibi, sorunları deşmek, arkasındaki
sorunları duyurmak,kamuoyu oluşturmak amacı güdülmez. Gezi yazıları bir bakıma
anıya ve günlüğe de benzer, fakat onlardan ayrı bir yazı türüdür.
Gezi
yazısının belirleyici özellikleri nelerdir?
— Gezi
yazılarında çoğu kez kronolojik zamanlı plânı uygulanır. Gezi için yapılan
hazırlıklar; yolculuk, yolculuk sırasında görülen ilgi çekici olaylar; varış,
varıştaki ilk izlenimler.
— Gezi
yazılarında da kendinden önceki söylenmişlerden,
yazılmışlardan ayrı olmak önemlidir. Aynı yerler daha önce de başkaları tarafından görülmüş, yazılmış olabilir. İkinci gidişte görülenlerle, ilk gidişte görülenler arasındaki farklara bile değinmek gerekir. Bu da gezi
yazılarının zamanla tarihsel belge olduğunu ortaya koymaktadır.
— Yazar
anlattıklarının doğruluğunu; konuşma ile, bilgi toplama ve fotoğraflarla
desteklemeli, anlattıklarını bir mantık çerçevesine oturtabilmelidir. Her
anlattığı, önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir.
— Gezi
yazılarında yazar; açıklayıcı anlatım, öyküleyici anlatım, betimleyici anlatım ve tartışmalı anlatım gibi bütün anlatım
yollarından yararlanır. Ayrıca okuyucuya değişikliği gösterebilmek için örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme gibi nesnel verilerden de yararlanabilir.
— Resim
kullanılmalıdır. Eskiden
gezi notlarının kaleme alındığı eserlere"Seyahatname" deniyordu.
Modern zamanlarda ise Türkçe bir sözcük olan"Gezi" terimi tercih
edildi.Gezi yazısı, bir kişinin ya da grubun yurdun değişik bölgelerine ya da
başka ülkelere değişik amaçlarla yaptıkları gezilerde gözleyip izlediklerini,
tespitlerini, ele geçirdikleri bilgi ve bulguları, oralarla ilgili duygu ve
düşüncelerini anlattıkları yayınlara denir.
Gezi
yazarı gezip gördüğü yerlerin hem kendisi hem de okuyucular için tarihî ve
coğrafî açıdan ilgi çeken yönlerini, özelliklerini, kültürel, jeolojik
güzelliklerini, halkının gelenek, görenek, töre veâdetlerini akıcı, ilgi çekici
ve etkili bir üslûpla kaleme döker.
Gezi
yazıları genellikle mensur ise de manzum olanlar da vardır. Gezi yazarları, gözlem ve izlenimlerini daha çok tasvîrî bir üslûpla kaleme alırlar. Bazı yazarlar, olay ve olguları olduğu gibi aktarırken,bazıları günlük, mektup , röportaj gibi türlere ait tekniklerle yazma yöntemini
tercih ederler.
Dünya
edebiyatının en önemli seyahatnameleri arasında 13. yüzyılda yayımlanmış Marko Polo'nun Uzak Doğu izlenimlerini içeren Seyahatnamesi ve 14. yüzyılda yaşamış Arap gezgin İbni Batuta'nın İslâm dünyası
gezilerini konu edinen Seyahatnamesi yer alır
Türk
edebiyatının ilk seyahatname eserleri arasında Farsçayazılan Hoca Gıyaseddin Nakkaş'ın Acâibü'l Letâif adlı eseriyle Ali Ekber Hatâî'nin 1515'te yazdığı Hıtâînâme adlı eseri sayılabilir.
Seydî
Ali Reis (ö.1562) Mir'atü'l Memâlik (1557) adlı seyahatnamesinde Belücistan,
Hindistan, Afganistan, Buhara, Maveraünnehir'le ilgili gözlemlerini ve yaşadığı
olayları anlatmıştır. III. Sultan Murat (15751575) döneminde Tokatlı İbrahim
oğlu Ahmet, Acâibnamei Hindistan adlı eserinde Kabil, Hindistan, Basra, Yemen,
Hicaz izlenimlerini aktarır.
Trabzonlu
Mehmet Aşık'ın (1555?) Menâzıru'l Avâlim adındaki
eseri de gezi edebiyatının önemli eserlerindendir.Türk edebiyatının en önemli seyahatname eserlerinden biri Evliya Çelebi'nin 10 ciltlik seyahatnamesidir. Evliya Çelebi , 40 yıllık gezilerinden elde ettiği coğrafî,
etnografik, tarihî, kültürel pek çok bilgiyi akıcı ve mübalâğalı bir üslûpla
kaleme almıştır.Türk
edebiyatında "seyahatname" adıyla birçok eser yazıldığı gibi, adı "seyahatname" olmadığı hâlde bu türe özgü özellikler gösteren başka eserler de vardır. Pirî Reis'in Bahriye adlı eseri buna bir örnektir.
Keçecizade
İzzetMolla sürgüne gönderildiği Keşan ve İstanbul'a dönüş izlenimlerini MihnetKeşan adlı eserinde anlatır. Ömer
Lütfi, ÜmitBurnu Seyahatnamesi'nde dört yıl din bilgisi hocası olarak kaldığı
Ümit Burnu ve havalisini değişik yönleriyle tanıtır.Türk edebiyatında modern
zamanlarda da yurt içine, İslâm dünyasına, Batıya ve başka ülkelere yapılmış
pek çok gezinin notları yayımlanmıştır.
Gezi
Türünün Gelişimi
Gezi
türünün uzun bir geçmişi vardır. Bu günkü tanımına ve niteliğine tam uymasa da çok eski çağlarda gezi türünden sayılabilecek örneklerin bulunduğu bilinmektedir. Eski Yunanistan'dan başlayarak günümüze kadar çeşitli ülkelerden birçok gezgin, elçi, şair ve yazar gezip gördükleri
yerleri anlatan eserler meydana getirmişlerdir.
Başka
ülkelere yapılan yolculuklarla ilgili ilk gezi yazılarına örnek olmak üzere
M.S. 448'de Hun hükümdarı Atilla'ya gönderilen elçilik heyetinde görevli
tarihçi Priskosun eseri ile M.S. 568 de Kilikyalı Zemarkhos'un Göktürkler
ülkesinde Bizans İmparatorluğu elçisi iken tuttuğu notları gösterebiliriz.
İranlı
şair ve din adamı Nasır Hüsrev 'in hac maksadıyla yaptığı Mekke gezisini ve bu
arada Mısır ve Anadolu'nun doğusunda gördüklerini anlatan 'sefername' adlı
eserini de ilk gezi kitapları arasında sayabiliriz.Gezi türünün ilk önemli
eselerini verenlerin başında şüphesiz Venedikli ünlü gezgin Marco Polo ile yine
ünlü Arap gezgini İbn-i Batuta'yı anmamız gerekir.
Marco
Polo, Yakın Doğu ve Orta Asya ülkelerini kapsayan uzun bir yolculuğa çıkmış ve bu yolculuğunda gezip gördüğü yerleri anlatan bir eser yazmıştır. Birçok dile çevrilen bu eser gezi edebiyatının ilk klasik örneklerinden biri sayılır. Arap gezgini İbn Batuta da Anadolu, Harezm,
Maveraünnehir ve Horasan'ı dolaşarak oralarda yaşayan Türklerin teknik ve
toplumsal özelliklerini anlatan bir kitap yazmıştır.
Önceleri
daha çok tarihçilerin ilgi gösterdikleri bu eserler, sonradan edebiyatçıların
da dikkatini çekmiştir. Ele alınan konular, kullanılan dil, yazarların gözlem
ve anlatım özellikleri bakımından gezi yazı ve kitapları artık edebiyatın bir
kolu, bir başka deyişle bir yazı türü özelliği kazanmıştır.
Gezi
Yazılarının Çeşitleri
Gezi
yazılarını, yolculuk yapılan yer bakımından ikiye ayırmak mümkündür: yurtiçi
gezi yazıları ve yurt dışı gezi yazıları' Yurtiçi
gezi yazıları, bir yazarın herhangi bir amaçla kendi ülkesinde yaptığı bir yolculuk sırasında gezip gördüğü yerleri ve edindiği
izlenimleri anlattığı yazılardır. Bu tür gezi yazılarına, Reşat Nuri Güntekin'in Anadolu Notlarını gösterebiliriz.
Yurtdışı
gezi yazıları ise bir yazarın kendi ülkesi dışında yaptığı gezi ve incelemelerinin bir ürünüdür. Bu tür gezi yazısına da Falih Rıfkı Atay'ın Deniz Aşırı adlı eseri örnek olarak gösterebiliriz.Gezi
yazılarını, gezi türünde eser veren kimselerin durumları bakımından da ikiye ayırabiliriz: uğraşları yazarlık olan kimselerin kalemlerinden çıkan gezi yazıları,uğraşları yazarlık olmayan kimselerin ortaya koyduğu gezi yazıları. Yazarlığı bir meslek olarak benimsemiş kimselerin eserlerinde gezilen görülen yerler, değinilen konular, insanlarla ilgili gözlemler yazı sanatının birçok özelliğini yansıtan renkli bir dille anlatılır.
İkinci
kategoriye giren yazılar, genellikle yazarlıkla ilgili olmayan, fakat yurt içinde veya dışında bazı yerleri görmek üzere geziye çıkanların veya geçici görevlerle yabancı bir ülkede oturanların kaleme aldıkları yazılardır. Bu gibi kimselerin eserlerinde anlatım kuru ve renksiz
olabilir. Ancak bu tür eserlerde bazen çok ilginç gözlemlere, sağlam bilgilere
ve mantıklı yorumlara rastlayabiliriz.
Örneğin ünlü Türk denizcisi Piri Reis'in
Örneğin ünlü Türk denizcisi Piri Reis'in
Bahriye adlı kitabı bu bakımdan ilginçtir. Bu kitap Akdeniz'i çevreleyen
karalar, ormanlar, dağlar, kentler üzerinde verdiği bilgilerle hem bir deniz
atlası, hem de bir gezi kitabı niteliği taşır.
Gezi
yazılarını amaç ve yazılış bakımından da üçe ayırmak mümkündür: günü gününe alınmış notlara dayalı gezi yazıları, mektup biçiminde yazılan gezi yazıları ve bir ülkeyi daha nesnel ve derinlemesine tanıtmayı amaçlayan gezi yazıları.
Kimi
yazarlar, gezip gördükleri yerleri günü gününe veya aralıklı olarak tuttukları notlarla anlatırlar. Bu gibi gezi yazıları çoğu kez anı türünün de özelliklerini taşır. Bu çeşit gezi yazılarına Burhan Arpad'ın Gezi Günlüğü adlı eseri örnek olabilir.
Kimi
yazarlar da gezi izlenimlerini belli aralıklarla arkadaşlarına yazdıkları mektuplarda anlatırlar. Bu gibi gezi yazılarında mektup türünün hemen hemen her özelliğini görebiliriz. Bu çeşit gezi yazılarına Celaleddin Ezine'nin Amerika Mektupları örnek olarak gösterebiliriz.
Üçüncü
tür gezi yazıları, yazarın kişisel gözlemleri yanında daha başka bilgi ve belgelere dayalı tasvir ve yorumları içerir. Örneğin FalihRıfkı Atay'ın gezi kitapları genellikle bu biçimde yazılmış eserlerdir.
Türk
Edebiyatında Gezi Yazıları
Bugünkü
bilgilerimize göre Türkçe yazılan ilk gezi kitabı, tanınmış denizcilerimizden Seydi Ali Reis'in Miratül-Memalik adlı eseridir. Eser Portekizlilere karşı savaşırken Hint denizinde fırtınaya yakalanıp Gücerat'ta karaya çıkan Seydi Ali Reis'in Hindistan, Afganistan, Buhara ve
Maveraünnehir yoluyla Edirne'ye dönüşü sırasında başından geçen serüvenleri
kapsar.
Ünlü
bilginlerimizden Kâtip Çelebi'nin Cihannüma adlı eseri de gezi yazılarında rastlanan birtakım özellikleri içermektedir. Kâtip Çelebi,Osmanlı ülkesinin birçok yerini dolaşmış ve eserinde gördüğü bu yerlerle ilgili ayrıntılı bilgiler vermiştir.
Edebiyatımızda
gezi türünde ilk büyük ve önemli eserin yazarı Evliya Çelebi'dir. Tarih-i Seyyah adını taşıyan on ciltlik eserinde Evliya Çelebi, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde ve dışında gezip gördüğü yerleri anlatır. Bu yerler arasında Bursa, İzmir, Trabzon gibi şehirlerimiz
yanında Avusturya, Hicaz, Mısır, Habeşistan ve Dağıstan gibi yabancı ülkeler de
bulunmaktadır. Evliya Çelebi'nin gezi kitabından XVII. Yy. toplumumuzun zengin
kültür özelliklerini öğrenmek mümkündür. Anlatımdaki sadelik, içtenlik ve
söyleşi havası da eser için ayrı bir üstünlük sayılır.
XVII.
yy'da Hac yolculuklarını anlatan bir takım gezi
kitapları ile birlikte Avrupa ve Yakın Doğu ülkelerine gönderilen elçilerimizi yazdıkları 'sefaretname'leri de birer gezi eseri sayabiliriz. Bu eserler arasında gezi türünün özelliklerini en belirgin biçimde taşıyanı Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi'nin Fransa Sefaretnamesi'dir. Yazar bu eserinde Lale
Devri'nde Fransa'da elçilik yaparken gördüklerini tatlı bir dille anlatmıştır.
Edebiyatımızda
gezi türünden yazılara ilginin arttığını daha çok XIX. yy'da görüyoruz. Bir takım denizcilerimizin, ülke dışındaki Müslümanların eğitilmesi için görevlendirilmiş din adamlarımızın ve gezginlerimizin görevle ve ya kendi istekleri ile gezip gördükleri yerleri
anlatan eserlerini burada anmak gerekir. Bu eserlerde Orta Asya, Uzak Doğu,
Afrika, Güney Amerika üzerinde ilginç gözlem ve izlenimlere dayalı bilgiler
sergilenmiş bulunmaktadır.
Tanzimat'tan
Sonraki Gelişmeler
XIX.
yy'nin sonlarında yayımlanan ve gerçek bir gezi yazısı
niteliği taşıyan eser Ahmet Mithat Efendi'nin Avrupa'da Bir Cevelan adlı kitabı
olmuştur. Yazar bu eserinde İstanbul'dan Stockholm'e kadar yaptığı tren
yolculuğuna ve dönüşünde uğradığı birçok Avrupa kentlerine ilişkin gözlem ve
izlenimlerini anlatır. Ali bey'in Seyahat Jurnali adlı kitabı da bu yüzyılın
önemli gezi eserleri arasında sayılır.
1908'den
sonra gezi türünden eserlerin sayısında önemli bir
gelişme görülmektedir. Bunda okur sayısının artışı yanında yabancı gezi
kitaplarının Türkçeye çevrilmesinin etkisi büyük olmuştur. Bu dönemin tanınmış
şair ve yazarlarından Cenap Şehabettin'in Hicaz yolculuğunu anlatan Hac Yolunda
Suriye ve Irak'tan söz eden Afak-ı Irak ve bir Avrupa gezisinde gördüklerini
yansıtan Avrupa Mektupları adlı eserlerini Türkçe gezi türünün başarılı
örnekleri arasında gösterebiliriz.
Cumhuriyet
Döneminde ve Günümüzde Gezi Yazılar
Cumhuriyet
döneminde edebiyatımızda gezi türünde nicelik ve
nitelik yönünden büyük bir ilerleme sağlanmıştır. Bu dönemin tanınmış gezi
yazarları arasında önce Falih Rıfkı Atay'ı anmamız gerekir. Atay'ın Denizaşırı,
Taymıs Kıyıları, Bizim Akdeniz, Tuna Kıyıları, Hind, Yolcu Defteri, Gezerek
Gördüklerim ele alınan konular ile gerek gözlem gerekse anlatım ustalığı
bakımından ilginç ve değerli eserlerdir.
Cumhuriyet
döneminde gezi türünde eser veren diğer yazarlar
arasında İstanbul'dan Londra'ya Şileple Yolculuk ve Akdenizde Bir Yaz Gezintisi
adlı kitaplarıyla Saik Sabri Duran'ı, Finlandiya adlı kitabıyla Şükufe Nihal'i,
Bir Vagon Penceresinden ve Ankara-Bükreş adlı kitaplarıyla Sadri Ertem'i,
Tuna'dan Batıya ve Anadolu Notları adlı iki ciltlik kitabıyla Reşat Nuri
Güntekin'i, Anadolu Manzaraları adlı kitabıyla Hikmet Birand'ı, Gezi Günlüğü ve
Avusturya Günlüğü adlı kitaplarıyla Burhan Arpad'ı sayabiliriz.
Son
yıllarda gezi edebiyatımız yeni eserlerde daha da
zenginleşmiştir. Yabancı ülkelerle kültürel ilişkilerin artması ve bireysel
gezi imkanlarının çoğalması sonucu olarak bu türde eser yazanları sayısında da
bir artış görülmektedir.
Günümüz
yazarları arasında gezi yazı ve kitaparıyla ün
yapmış olanlar arasında Mavi Yolculuk ve Mavi Anadolu isimli eserleriyle Azra
Erhat'ı, Düşsem Yollara Yollara adlı eseriyle Haldun Taner'i, Sovyet Rusya,
Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan adlı eseriyle Melih Cevdet
Anday'ı, Sam Amcanın Evinde ve Bir Garip Ada adlı eserleriyle Badii Faik
Akın'ı, Canım Anadolu adlı eseriyle Bedri Rahmi Eyüboğlu'nu, Şu Bizim Rumeli
adlı eseriyle Yılmaz Çetiner'i ve Almanya Beyleri İle Portekiz'in Bahçeleri
adlı eseriyle Nevzat Üstün'ü sayabiliriz.
Örnek
Gezi Yazısı:
Kırıkkale'ye
Giderken
Ankara
kalesi, telsiz direkleri ve bir tünel. Yarım dakika karanlık. Ankara geride
kaldı. Bu yol,bütün bozkırı geçer, Karadeniz'e dek ulaşır.
İsmet
Paşa yıllardır fikir döktü, ray döşedi. şimdi ben, bu
ray üstünden fikir taşıyan kültür savaşının zırhlı trenine yetişmek için
kilometrelerin sekişini sayıyorum. Tren yolunda. Gezici eğitim sergisi
Kırıkkale istasyonunda.
Tren
yolunda dediğim zaman dudaklarımızda yabansı bir
kıvrıntı seziyor gibiyim. Sezmeye de gerek yok gerçekten: "Tren yolunda da
laf mı a canım." diyebilirsiniz.
Eğer
siz, bir zamanlar Yahşıhan'a dek böyle gidip gelen eski
tren bozuntusunu anımsarsınız hiç de böyle düşünmezsiniz. Hele benim gibi
Yahşıhan yolunda tuhaflıklara tanık olmuşsanız.
Size,
istasyonların kimi bodurumsu, kimi kavaklar gibi
birbirlerinin sırtından sırıtan uzun dallı ağaçlarından, çeşmelerinden, bayrak
direklerinden, makaslarından, telgraf direklerine tünemiş güvercinlerinden, yol
kenarında doygun doygun treni seyreden öküzlerden, özgür ve neşeli sıpalardan
söz edeceğimize bizim orta Anadolu'ya kültür ve yeninin aşkını taşıyan trene
rast gelinceye dek bugünkü güzel trenin yerindeki o eski tren ve ray
bozuntusundan söz edeyim, her halde canınız sıkılmaz. Yıl 1921, İnönü ile
Sakarya savaşının araları. Ankara'dan Kayseri'ye doğru bir akın var. Kağnı,
kağnı, kağnı Yollardan, dağlardan, taşlardan gıcırtıdan geçilmiyor.
Mumyalanmış
bir eşeğe benzeyen cılız, sanki tenekeden
yapılma bir lokomotif, ince, uzun hörgücünü kaldırmış, bitkin develeri
anımsatan vagonlar da bunların arasında Kayseri yolunu tutuyor. Her nedense o
zaman burada işleyen dekovilde, sudan geçmeyen hayvanın inadına benzer bir inat
vardı. Zaman zaman tutarağı tutardı. Bakarsınız, tıpış t ıpış giderken
birdenbire zınk yerinde sayar. Bir ses duyulur:
"Lokomotifin
suyu tükendi. Allah'ını seven su
getirsin!."
Kovalarla,ibriklerle,
testilerle bir sürü halk su aramaya çıkar, su bulunmayan bir yerde ise herkes
mataralarındaki, testilerindeki, teneke ya da toprak ibriklerindeki
suları lokomotife boşaltırlar. Mübarek, yürümeye başlar. Ama yürüyüş de ne
yürüyüş!.
Trenin
üstünde pinekleyen ihtiyarlar, kimi zaman şöyle
konuşurlardı:
"Tren
giderken indim, aptes bozdum, elimi yudum, trene bindim."
"Abdest
tazeledim, yine geldim, yetiştim."
Yokuş
bir yere gelindi mi bir ses yükselirdi:
"Allah'ını
seven vagonları ardından itsin!"
Yüzlerce
adam trenden iner, trenin durduğunu gören köylüler
de gelir. Helesa yelesa ile treni yürütürlerdi. Trenin kömürü tükenip yöreden
çalı çırpı topladığımızı da ben bilirim. Bunları söylerken sadece bir anıyı
anlatıyorum. Dün süngüsünü tüfeğine çaputla bağlayıp düşmana saldıran bir
ulusun o günü böyle geçerdi.
Şimdi
İsmet Paşa'nın döşediği raylar üstünde fikir gibi
hızlı, düzenli ve rahat trenle Kırıkkale'ye yaklaşıyoruz.
Makinenin,
tekniğin dokunduğu yer, çölün ortasında bile olsa
yepyeni bir uygarlığı f ışkırtıveriyor. Kırıkkale işte böyle bozkırın ortasında
baca, fabrika, asfalt, geometri, boyalı ev, sağlam tavan, iş gömleği giyen alın
terli insan demektir. Kırıkkale bana, kopmuş bir film parçasının sarı bakkal
kâğıdına yapıştırılması etkisini yaptı. Kırıkkale, başlı başına minnacık bir
fabrika yuvasıdır. Sağı solu, önü arkası bozkırdır.
İstasyon kalabalık. Siyahlar giyinmiş öğretmenler, iş
gömlekli işçiler, ustalar, mühendisler, bereli kadınlar, irili ufaklı çocuklar
vagonların çevresinde toplanıyorlar.
[Sadri
Etem (Ertem). "Kırıkkale'ye Gideren",Türk
Dili Dergisi, Gezi Özel Sayısı, 1 Mart 1973.]
STİL VE TEKNİK
Kuşkusuzki; anlatım ve uslup,
seyahatın en önemli ögelerinden biri olarak kabul edilmektedir.Anlatımı
ise kendi içinde bir çok kategoriye ayırmak mümkündür.Bunları genel hatlarıyla
bir sıraya koymamız gerekirse kısaca şu başlıklar altında değerlendirebiliriz:
Tur esnasında yapılacak
dialogları etkinleştirebilmek için bazı yöntemler kullanılabilinir.Bunlardan
bazıları:
Betimleyici Anlatım , Öyküleyici
Anlatım, Öğretic iAnlatım, Açıklayıcı Anlatım, Tartışmacı Anlatım,
Kanıtlayıcı Anlatım, Cosku ve Heyacana Bağlı (Lirik)Anlatım, Destansı
(Epik Anlatım), Emredici Anlatım , Düşsel (Fantastik) Anlatım, Gelecekten
Söz eden Anlatım, Söyleşmeye Bağlı Anlatım (Diyalog) olarak adlandırmak
mümkündür.
İsterseniz kısa ve öz olarak bu
konuları ele almaya başlayalım:
BETİMLEYİCİ ANLATIM ve
ÖZELLİKLERİ
Betimleme, şiirden sonra en zor
yazılan anlatı türdür. Şiirsel
bir anlatım,
duyarlı bir yaklaşım gerektirir. Kimi usta kalemlerin elinden
çıkan betimlemeler
bir tablo değerindedir. Betimleme yapabilmek için
ayrıntıları gören
bir göze, bunu anlatabilecek olağanüstü bir dile gereksinim
vardır.
Özellikleri:
1. Betimlemeler açıklayıcı
ve sanatsal betimleme olmak üzere ikiye ayrılır.
2. Kişinin iç dünyasını
anlatan betimlemelere tahlil (ruhsal portre) denir.
3. Kişinin dış görünüşünü
anlatan betimlemelere fiziksel (simgesel) betimleme denir.
4. Roman, hikâye,tiyatro,
gezi yazısı, Şiir gibi türlerde kullanılır.
5. Kelimenin yan ve mecaz
anlamlarına yer verilebilir.
Bu tekniği uygulayan
yazarın amacı, okuyucunun görmediği bir görüntüyü, olayı, yeri, okuyucunun
kafasında canlandırmaktır. Yazar özellikle görme duyusundan yararlanarak
okuyucunun hayalinde sözcüklerle sanki resim yapar. Betimleme özetle, okuyucuya
izlenim kazandırmaktır.
Bu yöntemde beş duyudan ve
hareket öğesinden yararlanılır.
Hareket öğesi
öyküleme yönteminin de öğesidir. Betimlemelerdeki hareketler
birbirinden
kopuktur. Neden-sonuç ilişkisiyle birbirine bağlanıp bir olaya yol
açmaz.Betimleme
paragraflarında sadece bir özel konu ve onun
ayrıntıları vardır.
Ana düşünce söz konusu değildir.
Bir betimlemede olay da varsa, o
anlatım yöntemi öykülemesayılır.
Hareketlilik varsa; ancak olayyoksa o zaman anlatım yöntemi betimlemeolarak
kalır.Betimleme, ilk kez romantik sanatçılarda ortaya çıkmıştır.
Çünkü dünya edebiyatında
ilk kez onlar gerçek yaşamı, kişileri ve varlıkları
ele alma gereği
duymuşlardır. Gerçekleri, göz önüne getirebilmek içinfarklılıkların,
ayırt edici özelliklerin belirtilmesi gerekir. Bu da betimlemetürünü doğurmuştur.
Romantik betimlemeler, daha çok duygulara dayanır. Olaylar ve kişi
davranışlarıyla bağlantısı yok denecek kadar azdır.Realistlerin betimlemeleri
tümüyle gerçektir. Onlar bir düzayna gibi
yansıtırlar her şeyi. Ayna nasıl iyi kötü, güzel çirkin, doğru yanlış
her şeyi gösterirse
realist betimlemeler de aynen öyle. Bu betimlemelerin
olayların gelişimi
ve kişilerin karakterlerinin oluşumuyla doğrudan
bağlantıları
vardır. Realist yapıtlardan betimlemeleri atarsanız geriye hiçbir
şey
kalmaz.İsterseniz bu konuyu daha iyi açıklayabilecek basit bir örnekle devam
edelim.Aşşağıda Betimleyici anlatıma örnek olabilecek tasvir ağırlıklı bir
metin örneği bulacaksınız:
Örnek: Buradan (Değirmenoluk'tan) Akçadağ'a kadar öyle kayalık
öyle sarptır ki
Toros, bir ev yerinden daha büyük toprak parçası görülmez. Ulu
çamlar, gürgenler
kayaların arasından göğe doğru ağmıştır. Bu kayalıklarda
hemen hemen hiçbir
hayvan yoktur. Yalnız, o da çok seyrek, akşam vakitleri
keskin bir kayanın
sivrisinde boynuzlarını, büyük çangallı boynuzlarını sırtına
yatırmış bir geyik,
bacaklarını gerip sonsuzluğa bakarcasına durur...
Fakat hernekadar dinletisi hoş
olsa bile, tur akış realitesi baz alındığında adaptasyonu herzaman kolay
olmayabilir.Bu tür anlatıların hedefinde, benzer zevkleri olan ortak duygu
gurupları elealınabilir.
Konuyu biraz daha açmak
gerekirse yardımcı elamlardan da söz etmemiz gerekir.İşte bunlardan bazıları:
a)Kısa ve öz cümleler kurmak; Uzun ve takibi zor olan
anlatımlar dikkatin çabucak dağılmasına sebeb olabilir.Konsantrasyon
sınırlarını zorlamayan içi yüklü ve duygulu anlatımlar zevkle dinlenmenize
olumlu katkılar yapacaktır.Bunu daha çok önemli hatırlatmalar olarak bildiğimiz
Genel program taslaklarını açıklarken kullanabilirsiniz.Kısa ve öz olarak
vereceğiniz önemli hatırlatmalar akılda kalacaktır.Daha da pekin vurgular için
mizah ögelerinden bile istifade edebiliriz.
b)Örneklendirme; Anlatımı örneklendirmek dikkatin konuya daha kolay aktarılmasını
sağladığı için tercih edilmelidir.
a) Kendi başından geçen bir olayı örneklendirme;
c)Karşılaştırma;
Konunun ilgili
bağıtlarıyla bir araya getirerek açıklanması,
dinleyici
katılımına olumlu katkılar sağlayarak ilginin yoğunlaşmasını
sağlayacaktır.
d)Güncelleme;
Anlatımda seçilen konuların
güncel olay ve durumlarla
birlikte ele
alınarak didaktik ve espiritüel sonuçlara gidilmesi gurup
katılımını
pekiştirecektir.
e)Öykünme;
Hikayeci bir uslup ile konu ve
karekterleri somutlamak, sanal düşünce ve imgeleri kişileştirerek
konuşturarak aktarmak konunun zevkli bir şekilde işlenmesini
sağlayacaktır.Konuyla ilgi konu ve açıklamaları tıpkı bir hikaye
anlatıyormuşcasına
aktarmak bu uygulamalardan birisi olabilir.
f)Kesit alma;
Anlatımı yapılacak olay
veya konu ile ilgili tanınmış şahıs (şahıslara ait sözler) yada
olaylardan alıntılar yaparak anlatımı çeşitlendirme metodudur.
g)Tamamlayıcı ;
Bu anlatım türü yolcuya tahmin
etme ve anlatımı tamamlama
fırsatı sağlayarak
katılımı artıran ögelerden biri olacaktır.
f)Empati Kurma;
Dinleyici ve konuşmacının
seçilen bir konu yada olay
hakkında yer
değiştirme yaparak ele
alınan durumları
ironik olarak değerlendirme yöntemidir.Dinleyicinin gözünden
anlatanı
nükteli olarak görmek espirili bir uslup oluşurabilir.
g)Samimi anlatım;
h) Ani giriş :
Bana kalırsa, aslına
bakarsanız, bugün aklıma birşey geldi, burayı özel yapan nedir biliyormusunuz,
Kimsenin bilmediği bir
sırrı biliyorum,
Burası hakkında bir hikaye öğrendim, size hoşunuza gidecek
bir öykü
anlatmak istiyorum,
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder